AÞK
Ýsmini söylemek veya duymak bile insanýn içerisinde güzel duygulara sebep oluyor. Ýnsana insan olduðunu hissettiren önemli duygulardan biri, aþk …
Arapça bir kelime olan “aþk” bir sarmaþýk türünün adýdýr. Aþk, her þeye karþý duyulan aþýrý sevgi, baðlýlýk ve istek demektir.
“Aþk, kimseye ihtiyacý olmayan Allah’ýn sýfatlarýndandýr, ondan baþkasýna aþýk olmak mecazi aþktýr; gelip geçici bir hevestir” der, Hz. Mevlana.
Aþk, mecazi aþk ve ilahi aþk olarak ikiye ayrýlýr. Aþk-ý mecazi dünya nimetlerine duyulan bir aþktýr ki, Hz.Mevlana ve diðer mutasavvuflara göre geçici bir baðlanmadýr. Asýl tutulmasý gereken yol Aþk-ý Ýlahi’dir. Yani Cenab-ý Allah’a duyulmasý gereken aþýrý sevgi ve baðlýlýktýr. Hz.Mevlana mecazi aþkýn da ilahi aþka köprü olacaðýný söyleyerek, hoþgörür.
Bir hususu açýklýða kavuþturmakta fayda var. Basit hoþlanmalar, cinsel arzular vs. günümüzde aþk olarak söylenmekte ise de bunlarýn kanýmýzca aþkla bir ilgisi bulunmamaktadýr. Aþk yüce ve temiz bir duygudur. Günümüzde olduðu gibi öyle hemencecik geçip gitmez. Aþkta hesap kitap yoktur, karþýlýklýlýk þart deðildir. Aþýðýn duygularý maþukunun davranýþlarýna göre deðiþmez. Aþýka göre maþukunun lütfu da kahrý da hoþtur.
Mevlana’ya göre yalnýz Allah kalýcýdýr (bakidir). O’ndan baþka her þey yok olacaðýna göre, yok olacak þeylere duyulan aþk da gerçek aþk olamaz.
“Berrak sudan daha temiz bir aþkým var. Bu aþk oyunu þehvetle ilgili olmadýðý için bana haram deðildir.
Aþk baþkalarýný þekilden þekile sokar, halden hale kor. Halbuki benim aþkým geçici olmadýðý gibi sevgime de zeval yoktur. O ölümsüzdür.”
Hz. Mevlana “Ýnsaf et, aþk güzel bir iþtir. Onun bozulmasý, güzelliðini kaybetmesi tabiatýn kötü niyetli oluþundandýr. Sen kendi þehvetini aþk diye adlandýrmýþsýn, ona aþk adýný koymuþsun. Halbuki þehvetten kurtulup, gerçek aþk’a ulaþabilmek için uzun yollardan geçmen gerekir.” Der.
Hz.Mevlana yine ilahi aþk’ý tarif ederken þu cümlelere yer verir:
“Aþk göklere uçmak, heran yüzlerce perdeyi yýrtmaktýr. Aþk öncelikle kendini nefsin isteklerinden kurtarmak, nefsani yollardan yürümekten vazgeçip, dünya nimetlerini görmezlikten gelmektir. Aþk insanýn geldiði ve tekrar döneceði mekaný düþünmesi ve kendini tanýmaya çalýþmasýdýr.
Ýnsan bu dünyada mecazi aþký yaþarken bile hesapsýz kitapsýz seviyor. Sevdiðinin her istediðini yapabilmek için elinden gelen herþeyi yapýyor. Tüm uyarýlara kulaklarýný týkýyor. Ýlahi aþka ulaþan kul ise tüm imkanlarýný, arzu ve isteklerini Rabbinin istekleri doðrultusunda seferber eder. Kendine ait arzu ve istekleri kalmamýþtýr. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) sevdiði zaman allah için sevmiþ, buðuz ettiði zaman ise Allah için etmiþtir. En tatlý varlýðý olan canýný bile seve seve O’nun yolunda ortaya koymuþtur. Buna karþýlýk Rabbilalemin de Kur’an-ý mecidin pek çok ayetinde efendimize “habibim” yani sevgilim diye hitap etmiþtir.
Aþk yolu meþakkatli ve çileli bir yoldur. Bu konu ile ilgili Hz.Mevlana;
Aþk davaya benzer, cefa çekmekte þahide. Þahidin yoksa davayý kazanamazsýn ki!
Kadý senden þahit isterse incinme. Yýlaný öp ki hazineyi elde edesin!
Zaten cefa sana deðildir ey oðul… sendeki kötü huyadýr.
Sopayla kilime vuran, kilimi dövmez, tozlarýný silkeler! (mesnevi III.cilt, 4009-
Aþk yolu belalýdýr, her kârý cefalýdýr,
Canýndan ümit kes, canana erem dersem. Hz. Niyazi Mýsri
Hz. Mevlana aþksýz geçen ömrü ömürden saymaz. Nasýl bu dünyada insan sevdiðine kavuþunca sevinip mutlu olursa, allah aþýklarý da manen Hakka ulaþýnca dertlerden kurtulur, sevinip mutlu olurlar. Bundan dolayýdýr ki, “öldüðüm zaman bana aðlama vah vah deme. Sevgilisine kavuþana üzülünmez. O benim düðün gecemdir. (þeb-i aruz). Nefsime, þeytana uyduðumu görürsen, ona üzül.” Demiþtir.
Yine hz. Mevlana’ya göre “akýl bu aþký anlayamaz. Gerçek aþýk olmayan kiþi de bu aþýklýðýn tadýný ve özelliðini bilemez. Kalem bile bu aþký yazmaya kalksa ortadan yarýlýr iþi yarým kalýr.” Onun içindir ki aþýklar bu güne kadar hep kýnanmýþlardýr.
Bir baþka rubaisinde ise sevginin gücünü þöyle anlatýr:
Sevgiden acýlar tatlýlaþýr,
Sevgiden bakýrlar altýn olur,
Sevgiden bulanýk sular arý duru su olur,
Sevgiden dertler þifa bulur,
Sevgiden ölü dirilir, sevgiden padiþahlar kul olur.
Bütün bu sözlerden anlýyoruz ki; insan aþk sayesinde nefsini terbiye edip, kötü huylardan arýnýp, yaradýlýþýndaki güzelliðe yönelir. Yani nefsi terbiye etmeden gerçek aþka ulaþamaz.
Aþk sonradan kazanýlan bir þey deðil, ilahi bir vergidir. Allah’ý seven kimseler, Allahýn sevdiði kimselerdir. Maide suresi 5/54 de cenab-ý Allah:” allah onlarý sever, onlarda allahý severler” buyurmaktadýr.
Aþk bizim yaratýlýþ mayamýzda vardýr.
Hz. Pir bu mealde; anamýz aþk, babamýz aþk, aþkdan doðduk, aþkýz biz” demektedir.
Aþk’ý kelimelerle ifade etmek mümkün deðildir. Gönüle ait bir konuyu akýlla anlayabilmek de imkansizdýr. Bunun için þair Abdurrahim Karakoç mihriban þiirinde “aþk deyince kalem elden düþüyor, gözlerim görmüyor, aklým þaþýyor” demektedir. Hz. Pir ise, “Ey arkadaþ! Aþýk, halis ve saf þarabý kendinde bulur, onunla gýdalanýrsa bu makamda akýl kaybolur, yani bu sýrra akýl ermez.” Demektedir. Ve insan aklýnýn zeki, bilici fakat varlýðýndan fani olmadýðý için, hal bahislerinde bir hiçten ibaret olduðunu söyler. Halis aþk aklýn üstünde bir neþedir. Akýl aþkýn zevkinden sýrrý alamadýðý için, onu bilmek ister, fakat bilemez. Ne yazýk ki, insan bilemediklerinin düþmanýdýr, ve bilemediklerinden korkar. Akýl da aþkýn kudret ve yüceliðini idrak edemeyince ona düþman kesilir. Bunu biraz da tabii karþýlamak gerekir.Cüzi akýl vücüdun malýdýr, varlýðýndan geçmemiþ, henüz vahdette fani olmak sýrrýna erememiþtir. Bu noktada hz. Mevlana: Adem iblis benzetmesine yer verir:
“Akýl ve zeka taslamak iblis’tendir, Aþk ise Adem’den. Kur’an-ý Kerime göre; þeytan “ben daha üstünüm, beni ateþten, onu topraktan yarattýn” diyerek üstünlük davasýna giriþmiþ ve sonuçta lanetlenmiþtir. Adem (as) ise Rabbine aþýk idi, hizmet ve itaatte bahane aramayýp, sýr-ý kazayý bilmesine ragmen, “rabbimiz, biz nefsimize zulmettik” diyerek hatasýný Kabul etti.
Al-i Imran suresi 3/92 ayetlerde “sevdiðiniz þeylerden sarf etmedikçe, iyiliðe eriþemezsiniz.” Ýnsanýn en kýymetli varlýðý canýdýr. Gerçek aþkta canýn sözü bile olmaz. Aþýkýn nesi varsa maþuka fedadýr. AÞK ÝDDÝA DEÐÝL ÝSPAT ÝSTER.
Hz. Mevlana; “aþk öyle bir alevdir ki bir parladýmý, maþuktan baþka ne varsa hepsini yakar.” (mesnevi, V.cilt, 598)
Aþk, akýl gibi küçük hesaplara takýlýp kalmaz, pervasýzdýr, geniþ ufukludur :
“Akýl ümitsizlik yoluna gider mi hiç? Aþk lazým ki, o tarafa koþsun! Hiçbir þeye aldýrmayan aþktýr, akýl deðil. Akýl, faydalanacaðý þeyi arar. Aþk yýlmaz, canýný sakýnmaz, utanma nedir bilmez. Deðirmen taþýnýn altýna girmiþ gibi belalara uðrar, sabreder. “ (Mesnevi, VI.Cilt, 1966-1969)
“Aþýklara heran bir ölüm vardýr. Aþýklarýn ölümü bir çeþit deðil” (Mesnevi, III. Cilt, 3835)
Hz.Mevlana da selefleri gibi, aþkýn ilahi menþe’li olduðuna dikkati çeker :
“Akýllar bu sýrra ermezler, kapý dýþýnda kalýrlar.Aþk karþýsýnda kýl kadar bile korku yoktur. Aþk mezhebinde herkes kurbandýr. Aþk Allah sýfatýdýr. Kur’anda “Allah onlarý sever, onlarda Allah’ý severler.” buyurulur. “Þu halde muhabbeti Allah sýfatý bil.”
ACILAR SEVGÝYLE TATLILAÞIR
Lokman, iþinde becerikli sadýk ve sevilen bir köleydi. Efendisi ona oðullarýndan daha çok güvenirdi. Çünkü o, görünüþte köleydi ama nefsinin efendisiydi. Efendisi, ondaki bu olgunluðun farkýndaydý.
Lokman’ý azat etmek için uygun bir fýrsat kolluyordu. Efendinin önüne yemek geldiðinde, Lokman’ý çaðýrýr, önce onun yemesini isterdi. Onun yiyip içtiklerini zevkle yer, yemediklerine elini sürmezdi.
Bir gün, efendiye bir kavun hediye getirdiler. Her zaman olduðu gibi Lokman’ý çaðýrttý.
Kavundan bir dilim kesipLokman’a uzattý. Lokman, ikram edilen kavunu iþtahla yedi.
Efendi bir dilim daha verdi. Lokman, ayný þekilde onu da yiyip bitirdi.
Efendi Lokman’ýn kavunu iþtahla yediðini görünce, çok sevdiðini düþünerek, bir dilim kalasýya kadar hepsini ikram etti.
Son kalan dilimi aðzýna götürüp bir lokma alýnca, kavunun tadýnýn zehir gibi olduðunu fark etti.
Kavunun acýlýðýndan gözünden ateþ çýktý, boðazý yandý, dili kabardý.
Aðzýndaki acýlýk gittikten sonra, Lokman’a “Böyle acý kavunu nasýl iþtahla yedin ?” diye sordu.
Lokman,” Efendim! Bu güne kadar sizin birçok güzel ikramýnýza nail oldum. Acý olduðunu bilmeyerek verdiðiniz bu ikramý, geri çevirmekten utandým. Ayrýca size olan sevgim, kavunun acýlýðýný bana hissettirmedi.”
Acýlar, sevgiyle tatlýlaþýr. Bulanmýþlar, sevgiyle durulur. Dertler sevgiyle devasýný bulur. Sevgi, padiþahý sevidiðine köle yapar.
Akýl ve aþk mukayesesinde Mesnevi bir deniz yolculuðu misali verir. Denizde iki þekilde yol almak mümkündür. Yüzerek veya bir gemiye binerek. Yüzmek bir meziyettir, ama uzun bir yolculuk için kafi deðildir, sonunda yorulmak mukadderdir. Ýþte akýl ve zeka denizde yüzgeçliðe benzer. O halde Hz.Mevlana “Yüzgeçliði býrak, kibirden, kinden vazgeç; bu ýrmak deðil, denizdir deniz! Aþk, ileri , gidenler için gemiye benzer, gemiye binen kiþinin bir afete uðramasý nadirdir, çok defa kurtulur. (Mesnevi,IV.Cilt, 1402-1405). AÞK YOLUNUN BU GÜVENLÝ, NEÞELÝ, COÞKUN HALÝNDEN DOLAYIDIR KÝ MEVLEVÝLER BÝRBÝRLERÝNE SIKLIKLA “AÞK-I NÝYAZ EDERÝZ. DÝYEREK DUA EDERLER.
Aklýn zaaflarýndan biride benlik ve gurura kapýlmasýdýr. Hz.Mevlana Hz.Nuh’un oðullarýndan Kenan’ýn durumunu hatýrlatýr: “Kenan gibi gemiden baþ çekme, ona da zekasý ve aklý bu gururu vermiþ, aldatmýþtý. Keþke o yüzme öðrenmeseydi de Nuh’a minnet edip gemiye binseydi!”
(Mesnevi,IV,Cilt,1409-1416)
Kimde aþk endiþesi yoksa , o kanatsýz kalmýþ bir kuþ gibidir, vah ona!
Her ne kadar dille anlatmak aydýnlatýcý ise de dile gelmeyen aþk, daha parlaktýr.
Tasavvuf düþüncesine göre, akýl baðýmlýdýr. Aþk ve muhabbetin mahalli olan kalp ise baðýmlý deðildir. “Kalp, akýl tavrýnýn ötesindedir. Hakk’ýn gerçekten bilinmesi de ancak kalp ile olur.”
Onun içindir ki, mutasavvýflar kudsi hadis olarak zikredilen þu söze çok deðer verirler. “Ben göge ve yere sýðmam , fakat Mü’min kulumun kalbine sýðarým.”
Netice olarak, Hz. Mevlana’ya göre akýl dünyevi iþlerimizde fevkalade yararlýysa da, mahiyeti icabý o ilahi hakikatlere ulaþmada ve Hakk’a vuslatta ayak baðý olabilir. Bu ulvi yolculuk için baþka bir vasýta gerektir ki , o da ilahi aþktýr.
Aþk izah edilemez, aþk sezilir, yaþanýr. Aþk insan oðluna verilmiþ lütuftur. Aþk her durum ve her halde Hakk’a götüren yoldur. “Cihanýn her Cüz’ü her þey aþktýr.” Her þey sevgili ile buluþmak için çýrpýnýr durur. Her þey buluþma sarhoþudur. Kehribarýn saman çöpünü dilemesi, çekmesi gibi, alemde her cüz’de kendi çiftini eþini dilemektir. Her þeyde O bulunduðundan bütün sevgililer O’na aittir.
Sözlerimi Hz.Mevlana’nýn bir gazeli ile tamamlamak isterim.
Sen padiþah oðlusun;
Sana beylik yakýþmaz…
Býrak þu sersemliði, aklýný baþýna al; aþýk ol, aþýk!
Sen Padiþah oðlusun, bu esirlik ne zamana kadar sürecek?
Bir padiþah oðluna beylik de yakýþmaz, vezirlik de!
O gördüðün (dünyalýk) beylik var ya!
Gerçek beylik deðil, ecel beyliðidir o , ecel!
Bu fani dünyada vezirlik elde edemedinse ne çýkar?
Sen insan kýlýðýna girmiþ Allah arslanýsýn;
Mademki Allah’ýn nuruyla aydýnlanmadasýn,
Beyliðin de vezirliðinde ne önemi var!
Sevgilinin deðeri, onu sevenin sevgisi ile ölçülür.
Ey aþýk! Sen de kendini bir sorgula bakalým;
Kendi deðerin ne kadar?
Hayra karþý olunuz, aþk-ý niyaz ederim, efendim.





