Bedir Solmaz | Suçluluðun aðýr yükü altýnda eziliyorum… | MERSİN MOZAİK
Bedir Solmaz

Bedir Solmaz

Suçluluðun aðýr yükü altýnda eziliyorum…


Lafýn sermayesi olmadýðýndan mýdýr nedir, bol keseden atmak iliðimize iþlemiþ. Bilelim bilmeyelim her konuda ahkâm keseriz. Toplumun çýkarlarý uðruna inandýðý yolda ölenlerin, öldürülenlerin ardýndan kanýnýn yerde kalmayacaðýna, anýlarýnýn yaþatýlacaðýna dair sözler veririz; gelin görün ki söylenenler hep lafta kalýr.

Yeni diyerek karþýladýðýz 2023 yýlýnýn ilk ayý bitmesine þurada birkaç gün kaldý…

Yani, verip de yerine getiremediðimiz onca sözün üzerinden bir yýl daha geçti.

Vaat edilenlerin yerine getirilmesinden vazgeçtik, sahip olduðumuz deðerler de birer birer elimizden kayýp gidiyor.

Sizi bilmem, ama bu mesleðe kýyýsýndan köþesinden bulaþan birisi olarak yüzüm her Ocak ayýnda daha çok kýzarýyor… 

Ben, Atatürkçüyüm. Ben, Cumhuriyetçiyim. Ben, laikim. Ben, anti-emperyalistim. Ben, tam baðýmsýz Türkiye’den yanayým. Ben, özgürlükçüyüm. Ben, insan haklarý savunucusuyum. Ben, terörün karþýsýndayým. Ben, yobazlarýn, vurguncularýn, çýkarcýlarýn düþmanýyým.

Dün sabaha deðin, araþtýrarak yazdýðým hiçbir konuyu yalanlayamadýnýz. Öyleyse vurun, parçalayýn!

Her parçamdan benim gibiler, beni aþacaklar doðacaktýr.” diyerek özlenen aydýnlýk Türkiye’yi yaratmak için gecesini gündüzüne katarak çalýþan Uður Mumcu, semirip geliþecekleri karanlýðýn özlemini çekenler tarafýndan 30 yýl önce bugün katledilmiþti…

Her zaman olduðu gibi kaybettiðimiz yeri asla doldurulamayacak olan bir deðerin ardýndan, bir kez daha yerine getirmeyeceðimiz boyumuzdan büyük sözler etmiþtik…

Neydi o günler, meydanlarý dolduran mahþeri kalabalýk!..

Aradan geçen süreçte çok þey deðiþti.

Ne acýdýr ki, deðiþim iyiden güzelden yana olmadý. Bazý konularda yenilikler yaþansa da, insanýn yücelmesi açýsýndan o günleri de arar duruma geldik…

Yangýn yerini aratmayan dünyanýn dört bir yanýnda yoksul ocaklarýna ölüm yaðarken, çevrenin egemeni leþ kargalarý tepemizde daireler çiziyorlar…

Ülkemizde çirkinlikleri görmezden gelen basýn “medyaya” dönüþürken, özelleþtirme adý altýnda peþkeþ çekilen kamu kaynaklarýndan pay kapan patronlar ve politikacý esnafýnýn emir erine dönüþen gazeteciler, toplumdan kopup sýrça köþklere kondular.

Hadi patron sofrasýnda kýrýntý toplayanlarýn tuzu kuru diyelim; ya Uður Mumcu’nun,” Giresun’da yoksul köylüler, sizin için öldük. Ege’deki tütün iþçileri, sizin için öldük. Doðu’daki topraksýz köylüler,  sizin için öldük. Ýstanbul’daki, Ankara’daki iþçiler, sizin için öldük. Adana’da paramparça elleriyle, ak pamuk toplayan iþçiler, sizin için öldük.

Vurulduk, asýldýk, öldürdük ey halkým, unutma bizi.

Baðýmsýzlýk, Mustafa Kemal’den armaðandý bize. Emperyalizmin ahtapot kollarýna teslim edilen ülkemizin baðýmsýzlýðý için kan döktük sokaklara. Mezar taþlarýmýza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle baþlarýmýzý ezmek, kanlarýmýzý emmek istediler. Amerikan üsleri kaldýrýlsýn dedik, sokak ortalarýnda sorgusuz sualsiz vurdular.

Yirmi iki yaþýndaydýk öldürüldüðümüzde ey halkým, unutma bizi…” çýðlýklarýyla uyardýðý biz, tek ekmeðe muhtaç, zincirinden baþka kaybedecek þeyi olmayanlarýn, sesleniþe kulak vermeyip un gibi ezildikleri deðirmene su taþýma aymazlýðýna ne demeli?

Suçluluðun aðýr yükü altýnda eziliyorum…

 



ARÞÝV YAZILAR