Kış,"Bu ülkede insanlar artık sabrının sınırında yaşıyor. 28 bin 75 lirayı çok gördüğünüz asgari ücretlinin de ‘20 bin lira yeter’ dediğiniz emeklinin de iki eli yakanızda olacaktır. O hesap sandıkta görülecek. Bu kötü düzenin bedelini bu ülkenin emekçisi değil, bu düzeni kuranlar ödeyecek.”
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda gıda fiyatlarının fahiş artışlarının nedenlerinin araştırılması ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla verilen araştırma önergesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz alan Gülcan Kış, gıda krizinin ekonomik değil, siyasal bir tercih meselesi olduğunu vurguladı.
Bu tablo küresel kriz değil, yönetememe hâlidir...
Kış yaptığı kapsamlı değerlendirmede şu görüşleri dile getirdi:
"Gıda firmalarındaki artış, ülkeyi kimin yönettiğini ve kimin bedel ödediğini gösteren en çıplak göstergedir. ‘Fiyatlar neden artıyor?’ sorusuna cevap vermeden hiçbir sorun çözülemez.
Pandemi ve savaşlara rağmen dünyada enflasyonun birçok ülkede gerilediğini, buna karşın Türkiye’de artmaya devam ettiğini
Bu tablo küresel krizle açıklanamaz. Bunun adı açıkça yönetememe hâlidir.
Türkiye’nin gıda enflasyonunda Avrupa’da birinci, dünyada ise dördüncü sırada yer alıyor.
Ortada hukuksuzluk ve adaletsizlik var...
Gıda fiyatlarındaki artışın ne mevsim şartlarıyla ne de dış güç söylemleriyle açıklanamaz. Bu tabloyu açıklayan tek şey hukuksuzluk ve adaletsizliktir. Güvenin olmadığı yerde üretim olmaz, yatırım olmaz, fiyatlar da düşmez.
Pazarda artık fiyat etiketi değil, ‘kredi kartı geçerlidir’ yazıyor...
Hafta sonu Mersin’de semt pazarlarını gezip anlatan vatandaşın yaşadığı yoksulluğu çarpıcı örneklerini gördüm.
Eskiden pazarcılar büyük fiyat etiketleri asardı, bugün tezgâhlarda ‘Kredi kartı geçerlidir’ yazıyor. Bu, yoksulluğun nasıl normalleştirildiğinin açık itirafıdır.
Bir demet tere otu 25 TL’ye, 1 kilogram salatalık ise 190 TL’ye ulaştı. Bu yalnızca pahalı bir sebze değildir; çöken tarım politikasının ağır bedelidir.
Üretimi değil, zam düzenini destekliyorsunuz...
Tarımda üretim ayağı çöktü, gübre, mazot ve yem fiyatlarındaki artışlar nedeniyle çiftçinin üretimden koparıldı.
Mazota gelen her zam, tarladan sofraya her ürüne yeni bir zam olarak yansıyor. Bu maliyetle çiftçi nasıl tarlasını sürecek?
Üretim bu kadar baskı altındayken tüketiciye ucuz gıda vaadi vermek ya cehalettir ya da bilinçli bir aldatmadır.
Hesap günü sandıkta görülecek...
Bu ülkede insanlar artık sabrının sınırında yaşıyor. 28 bin 75 lirayı çok gördüğünüz asgari ücretlinin de ‘20 bin lira yeter’ dediğiniz emeklinin de iki eli yakanızda olacaktır. O hesap sandıkta görülecek. Bu kötü düzenin bedelini bu ülkenin emekçisi değil, bu düzeni kuranlar ödeyecek.”





