Mersin Çevre Platformu,
Mersinli çevreciler, Plastik Atıkların Çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekip "Türkiye, başka ülkelerin plastik atıklarının depolama ve bertaraf alanı değildir..." diyerek seslerini yükselttiler.
2018 yılından beri ülkyee Avrupanın Zehirli Plastik Atıklarının edildiğini vurgulayan Mersin Çevre Platformu, kamuoyuna dönük yaptığı açıklamada şu görüşleri dile getirdi:
"Plastik atıklar, kullanım ömrünü tamamlamış,% 90 ı geri dönüştürülemeyen çevre kirliliğinin önemli kaynaklarından biridir. Plastik atıklar Toprak, nehir ve denizleri kirletir, Deniz canlılarının ölümüne ve ekosistemin bozulmasına neden olur, Güneş ve dalgaların etkisiyle mikroplastiklere ve nanoplastiklere dönüşür,Tarım alanlarında verim kaybına yol açar, Yakılması halinde dioksin, furan ve diğer zehirli gazlar açığa çıkarır,Gıdayı zehirler,İnsan sağlığını bozar.
Plastik Atıkların Çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini bilen Avrupa Birliği ülkeleri 1992 yılında,kendi ülkesindeki çevre ve insan sağlığını korumak için bu atıklarını Çine para karşılığında vererek ihraç etmeye başlamıştır.
Çin Plastik Atıkların Çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini görünce 2018 yılında Avrupadan Plastik Atık ithalatını yasakladı. Çinin Plastik Atık ithalat yasağı olan 2018 yılından günümüze kadar ülkemize Avrupanın Zehirli Plastik Atıkları ithal edilmeye başlandı.
'Geri dönüşüm' adı altında ülkemize getirilen ithal plastik atıkların önemli bir bölümü geri dönüştürülemedi, uygunsuz şekilde depolandı, yakıldı, doğaya bırakıldı ve kontrolsüz alanlara döküldü.
Plastik atıkların kontrolsüz biçimde depolanması ve doğaya bırakılması; toprağın, yeraltı sularının, tarım alanlarının, derelerin, kıyıların ve denizlerin kirlenmesine neden oldu. Açık alanlarda yakılan plastik atıklar, insan sağlığı açısından son derece zararlı olan furan ve dioksin gibi kirleticileri havaya yayarak; hava kalitesini bozdu ve çevre üzerinde uzun süreli olumsuz etkiler yarattı.
Plastikler doğada zamanla parçalanarak mikroplastik ve nanoplastiklere dönüşmektedir. Bu parçacıklar; havaya, suya ve toprağa karışmakta, tarımsal ürünlere ve deniz canlılarına ulaşmakta, besin zinciri yoluyla insan sağlığını bozmaktadır.
Bugün plastik kirliliği yalnızca bir atık sorunu değil; çevre, halk sağlığı, tarım, gıda güvenliği ve gelecek kuşakların yaşam hakkı açısından büyüyen bir tehdit haline gelmiştir.

Bu tehdit Hatayda, Adana'da, Mersin'de ve Antalya'da denizde ve kıyılarda artık gözle görülür bir plastik atık kirliliği ile çevre felaketine dönüşmüş durumdadır. Bugün Halkımız plastik atıklarla zehirlenen denizin suyunda yüzmektedir.
Özellikle Akdeniz kıyıları, Çukurova Havzası, tarım alanları ve yerleşim bölgeleri plastik atık kirliliğinin etkilerine karşı korunmalıdır.
Türkiye’nin verimli toprakları, temiz havası, denizleri ve doğal yaşam alanları başka ülkelerin atık yükünü taşıyacak alanlar değildir.
Çocuklarımızın temiz hava soluma, sağlıklı gıdaya, temiz suya erişme ve kirletilmemiş bir çevrede yaşama hakkı vardır.
Bugünün çevre politikaları yalnızca bugünü değil, çocuklarımızın ve gelecek kuşakların yaşam koşullarını da belirlemektedir.
Geleceğimizi plastik atıklarla kirletmeye kimsenin hakkı yoktur.
Bu nedenle yetkilileri; çevrenin ve halk sağlığının korunmasını önceleyen, bilimsel verilere dayalı, şeffaf ve etkili politikalar uygulamaya çağırıyoruz.
Acilen Plastik atık ithalatının tamamen yasaklanmasını, plastik atıkların kaçak, usulsüz veya kontrolsüz biçimde depolanmasını, yakılmasını ve doğaya bırakılmasını engelleyecek etkin şekilde denetlenmesini.
Çevreyi kirleten işletmelere yönelik yaptırımların caydırıcı hale getirilmesini, Kirletilmiş tarım alanlarında, derelerde, kıyılarda ve denizlerde kapsamlı temizlik ve iyileştirme çalışmalarının yürütülmesini,Tek kullanımlık plastiklerin yasaklanmasını talep ediyoruz.
Temiz hava, temiz su, sağlıklı toprak ve temiz denizler bir ayrıcalık değil, temel yaşam hakkıdır.
Türkiye, başka ülkelerin plastik atıklarının depolama ve bertaraf alanı değildir.
Temiz bir çevre, sağlıklı bir toplum ve yaşanabilir bir gelecek için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Herkesin mücadelemize destek sunmasını bekliyoruz."






