... serçeler karşılar sabahları...
Sabah sporu için Mersin'in güzelim altın kumsalı doldurularak oluşturulan alanda düzenlenen Kültürpark'a yöneldiğimde saat daha beş olmamıştı; altından geçtiğim oylumlu İsrail Kauçuğu'ndan çevreye cıvıl cıvıl serçe sesi yayılıyor...
Ve daldım düşünce dehlizlerine...
Tepeden bakmalar hep ürkütmüştür beni, çokbilmişlik edasıyla egemenlik taslamak sonuçta kişinin hem kendisine hem de çevresine zararı dokunur; bunun içindir ki ünlü düşünür Sokrates'in “Bildiğim bir şey var, o da hiçbir şey bilmediğimdir!”dediği anımsatılır sık sık...
Maalesef bizim gibi azgelişmiş din-tarım toplumlarında, ülkeyi sözde yönetmek adına egemenlerce işbaşına getirilenler, kısa sürede "Ne oldum!" saplantısına kapılarak, gidişatı paylaşımdan uzak bir anlayışla yönlendirme yolunu seçip “Bildiğini sanan çok yanılır...” sözünü doğrularcasına hata üzerine hata yaparak kentlerin, ülkelerin, daha da yakıcısı insanlığın yıkımına yol açarlar...
Bu durumun çarpıcı örneklerini içinden geçtiğimiz süreçte yaşayarak görüyoruz...
Her konuda uzman kesilip tek karar verici yöneticilerin kaptanlığında yürütülen Türkiye’yi yeniden şekillendirme projesi, geniş toplum kesimlerinin dokunulmaması gereken hak ve değerlerine doğrudan müdahaleye dönüşürken, vatandaşın gösterdiği insani tepkiler ise marjinallik, çapulculuk vb. tanımlarla yaftalanıyor.
Ülke yönetimini emanet alanların toplumu dönüştürüp kendilerine benzetmeye hakları yoktur; unutulmamalıdır ki törpülenmek istenen her zerre insanlık ağacının ayrı bir rengidir...
Gönül kafeslerinde ayrı dünyalar barındıran insanların sorumluluğunu taşıyacağı çocuk sayısına, ne içeceğine, giyimine, süsüne, cinsel tercihlerine yön verme girişimi, her kim yaparsa yapsın haddini aşan tutum olup anılan davranış takınanlar da "Diktatör" olarak tanımlanır..
Tarihin yaprakları ilgili yola başvuranların sonunda hüsrana uğradıklarının örnekleriyle doludur; çünkü kartallar yüksekten uçsa da, serçeler karşılar sabahları!
Milyonları dayatmalarla uzun süre boyunduruk altında tutmak olanaksızdır!
Bu nedenle özellikle kamu kaynaklarının tasarrufunu ellerinde bulunduranlar kalenderliği rehber edinip toplumun her kesimini şefkatle kucaklamalıdırlar.
Olayın diğer tarafına, yani hak ihlallerine uğrayanlara gelince, yaşananların sorumlusu bir anlamda yine kendileridirler...
Bilim ve teknolojinin alabildiğine geliştiği, her bireyin adeta ideolog kesildiği günümüzde, asırlar öncesinin anlayışına boyun eğiliyorsa ortada ciddi sorunlar vardır.
Özellikle aydın çevrelerin, “Herkes müstahakını bulur!” deme hakları yoktur...
Aydınlanmanın ışığından yoksun kalıp bireyleşememiş edilgen çoğuluklar, buyurgan azınlığa boyun eğiyor...
Çıkar yol, yaşam çarkını döndürenlerin kendilerini tanıyıp güçlerinin farkına varmalarını sağlamaktadır...
Unutulmamalıdır ki, kartallar yüksekten uçsa da, hep serçeler karşılar sabahları...