Daralýyor yüreðim düþündükçe...
“ …evlerin arkasýndan bakmak, bir insanýn sýrtýndan bakmak gibiydi. Ýçinde neler olduðu anlaþýlmaz...”
Bugün doðumunun 97.yýlý olup 2008'in 10 Haziranýnda donülmeze göçen Türk dünyasýnýn büyük yazarý Cengiz Aytmatov, kiþinin iç dünyasýndaki bilinmezliði “Beyaz Gemi” isimli eserinde yukarýda aktardýðým yalýn tümceyle betimler.
Her kiþinin içinde ayrý bir dünya vardýr...
Zaaflar, tutkular, hýrs, beklentiler, iyilik, kötülük, inanç, inançsýzlýk, kýskançlýk gibi daha birçok öðeden kurulu kiþinin iç dünyasýný en yakýný dahi bilmez; ancak ömür sürecindeki gidiþatta kiþi istemese de dýþa vurur gönlündeki devinimleri...
Ýþte kiþinin adamlaþýp adamlaþmadýðý dýþa vuran yüzünden anlaþýlýr...
Güzellik, çirkinlik, suç, ahlak, deðer yargýlarý, kýsacasý dünyadaki iyi ya da kötü olaylar, kiþilerin dýþa vuran yönleri doðrultusunda þekillenir.
Günümüz dünyasýnýn acý gerçeði, olaylara kiþilerin adam yanýnýn deðil de zaaflarýnýn yön verdiðidir!
Eðer aksi olsaydý, insan soyu eninde sonunda bir noktada bitecek olan akýþ sürecinde kuluçkalýðýný yaptýðý bunca yýkýma uðramazdý.
Çoðumuz bu yalýn gerçeði bilmemize karþýn yine de bazý olaylar karþýsýnda hayrete düþmekten kendimizi alamayýz.
Baþkalarýný bilmem, ama ben öyleyim.
Sanki kiþileri tanýmýyor, olaylarýn tahlilini yapamýyormuþum gibi olmayacak þeyler için, sonucun deðiþmeyeceðini bile bile kendimi paralarým...
Sonuçta karþýndaki de insan; istekleri, zaaflarý, tutkularý, özlemleri var; bu doðrultuda þekillenen, þekillendirilen iç dünyalarda esen fýrtýnalarý hesap etmek çok güç. Onun eylemleri, küçücük bedendeki dýþarýdan asla kestirilemeyen koca dünyanýn çalkantýsý ölçeðinde devinip kabul gören deðeryargýsý kalýbýna akacaktýr.
Burada önemli olan, deðeryargýsý kalýplarýnýn kimlerin çýkarýna göre oluþturulduðudur.
Ýnsanlýk tarihinde baktýðýmýzda, bazý istisnalarý saymazsak deðer yargý kalýplarýnýn akýþ yönü hep güçlünün çimdiði mutluluk denizini dolduracak biçimde düzenlenmiþtir.
Dünyanýn dört bir yanýnda birbiri ardýna patlak veren savaþlarýn, ülkelerdeki iç gerilimlerin, körüklenen ayrýlýkçý akýmlarýn, dinler arasý çekiþmelerin özünde, suyun akýþ yönünün çevrilmesi mücadelesi yatmaktadýr.
Tarihler boyunca süren bu mücadelede insanlýk aðacýnýn az filizi budanmamýþtýr!
Günümüzde yaþananlar da gösteriyor ki, zalimler budamaktan yorulmadýðý gibi, mazlumlar da budanmaktan yýlmayacak.
Sözün özü; bir yanda payýna düþenden fazlasýný týkýnan gürbüz bedenler, diðer yanda açlýktan derisi kemiðine yapýþmýþ umarsýz canlar...
“Bir hoþ olmuyor musunuz gördükçe / Çýplak ayaklarý / Çatlak elleri / Terden lime lime gömlekleri…
Daralýyor yüreðim düþündükçe / içmde cankurtaran sirenleri…”





