Barýþ Eroðlu | SINIRLARIN ÝHLALÝ | MERSİN MOZAİK
Barýþ Eroðlu

Barýþ Eroðlu

SINIRLARIN ÝHLALÝ


Evine gelen her kiþi dost deðildir. Her yakýnlýk iyi niyet barýndýrmaz. Ve her ihanet, ihmal edilmiþ sýnýrlarýn sonucudur...

Bu cümleleri çocuklarýma miras býrakmak istiyorum... 

Aileler arasýndaki sýnýr ihlallerini konuþmayý sevmiyoruz. Çünkü “ayýp” diyoruz, “olmaz” diyoruz, “bizde yaþanmaz” diyoruz. Yakýþtýramýyoruz ama yaþanýyor. Hem de tam gözümüzün önünde. Misafirlik adý altýnda, dostluk kýlýfýyla,.. 

Toplum olarak samimiyeti seviyoruz ama sýnýrý öðrenemiyoruz. Yakýn olmayý erdem, mesafeyi ayýp sayýyoruz. Oysa her yakýnlýk masum deðildir. Hele evlilik gibi kýrýlgan ama kutsal kabul edilen bir yapýnýn içine giren her iliþki, ciddi bir etik sorumluluk taþýr.

Ailelerin sýk görüþmesi, ayný evlere girip çýkmasý, özel alanlarýn ortaklaþmasý normalleþtiriliyor. Erkek, baþka bir evin içinde “rahat”; kadýn, baþka bir evliliðin detaylarýna fazlasýyla hâkim. Sonra biri bir gün haddini aþýyor ve herkes þaþýrýyor. Oysa þaþýrmamak gerekir. Çünkü bu, anlýk bir durum deðil; yýllardýr görmezden gelinen bir sýnýr ihlalinin sonucudur. 

Toplum, ihanet ortaya çýkana kadar sessiz kalýr. Ama ortaya çýktýðýnda suçlu aranýr, taraf tutulur, dedikodu yapýlýr. Kadýnlar daha aðýr yargýlanýr, erkekler “zaafýn yenildi” denilerek geçiþtirilir. Asýl sorgulanmasý gereken yapý ise es geçilir: Neden bu kadar kolay yakýnlaþýlýyor? Neden “dur” diyecek bir kültürel refleks yok? 

Bir erkeðin baþka bir evde bu kadar görünür olmasý neden normalleþti? Bir kadýnýn baþka bir evliliðin iç dinamiklerine bu kadar vakýf olmasý neden sorgulanmadý? Neden “biz aile dostuyuz” cümlesinin bir kýlýf olmasýna izin verildi. 

Toplumsal olarak büyük bir çeliþki yaþýyoruz. Bir yandan sadakati yüceltiyoruz, diðer yandan sadakati koruyacak sýnýrlarý küçümsüyoruz. Mahremiyet kavramýný dilimizden düþürmüyoruz ama pratiðimizde sürekli deliyoruz. Sonra biri caný yandýðýnda, “nasýl oldu da buraya geldi?” diye soruyoruz. Ýhanet bu yüzden sadece iki kiþinin günahý deðildir. Onu mümkün kýlan bir normalleþtirme iklimi vardýr. Görmezden gelinen bakýþlar, uzatýlan sohbetler, fazla samimi þakalar, erken gelen mesajlar…

Hepsi bir araya gelince, kimsenin þaþýrmamasý gereken bir son çýkar ortaya. Sosyal medyanýn sýnýrsýz kullanýmý da bunu destekler. 

“Besle kargayý, oysun gözünü” sözü burada bireysel bir uyarý olmaktan çýkar, toplumsal bir teþhise dönüþür. Yanlýþ samimiyetleri besleyen bir yapý, sonunda güvenini kaybeder. Göz oyulur ama herkes suçu tek bir kargaya atar. 

Oysa mesele kargadan önce, onu besleyen anlayýþtýr. 

Belki artýk þunu yüksek sesle söylemenin zamaný gelmiþtir: 

Her eve giren dost deðil Her yakýnlýk iyi niyetli deðildir. 

Ve her ihanet, bir yerlerde çok önceden ihmal edilmiþ sýnýrlarýn sonucudur.



ARÞÝV YAZILAR