Mahir Okdemir | Günün Deðerlendirmesi | MERSİN MOZAİK
Mahir Okdemir

Mahir Okdemir

Günün Deðerlendirmesi


Güncele þöyle bir baktým ve içim kan aðladý…
Size umut aþýlayan, yüzünüzü güldüren, motive eden bir yazý yazmak isterdim. Ama ne mümkün!

Ýlk kez bir ulusal kanalda, karþýt görüþlü iki gazeteci ayný anda pahalýlýktan yakýndý.
Bir sosyal medya fenomeni, kendisiyle fotoðraf çektirmek isteyen küçücük bir çocuðu istismar etti.
Emekliler için muhalefet tarafýndan ýsrarla sunulan, yaþam þartlarýný iyileþtirmeye yönelik önergeler reddedildi.

Bugün de kaybeden, yine Türk Milleti oldu.

Ne yazýk ki bütün bu olumsuzluklarýn karþýsýnda sarýlabileceðimiz, “iyi ki” diyebileceðimiz tek bir geliþme bile yoktu.
O halde bugünü dört baþlýkta ele alalým:
Pahalýlýk, çocuk istismarý, insan hayatýnýn deðersizleþmesi ve can güvenliði zaafiyeti.

Pahalýlýkla baþlayalým.
Ama neresinden?

Zaten hepimiz üç aþaðý beþ yukarý ayný fikirde deðil miyiz?

Türkiye genelinde þubeleri olan bir markette, bugün bir kilo dana but etinin fiyatý 1.049 TL.
Güncel asgari ücret ise 28.075 TL.

Küsuratlar kafanýzý karýþtýrmasýn.
Özetle: 28 bin lira asgari ücret, 1.000 lira bir kilo dana eti.
Öyle antrikot, bonfile, kontrafile deðil ha…
But!

Gelelim çocuk istismarýna.
Bu ülkede artýk bir çocuðun “ünlü” biriyle fotoðraf çektirmek istemesi bile risk unsuru. Bir çocuk safça yaklaþýrken, karþýsýndaki yetiþkinin zihninde karanlýk hesaplar dolaþabiliyor. Daha korkuncu þu: Bu olaylar yaþandýðýnda ilk refleksimiz þaþýrmak oluyor. Þaþýrmamalýyýz. Çünkü çocuk istismarý bu topraklarda münferit deðil; cezasýzlýkla beslenen, üzeri örtülen, normalleþtirilen bir utançtýr.
Çocuðu koruyamayan bir toplum, geleceðini de koruyamaz. Bu kadar basit.

Ýnsan hayatýnýn deðersizleþmesi ise artýk gözümüzün önünde yaþanýyor.
Bugün bir insanýn ölümü haber deðeri bile taþýmýyor. “Bir kiþi hayatýný kaybetti” cümlesi, haber metninin sýradan bir satýrýna dönüþtü. Kimdi, nasýldý, neden öldü? Bunlar teferruat. Ýnsan sayýya indirgeniyor, can istatistiðe dönüþüyor. Oysa bir ülkede en pahalý þey insan hayatý olmalýydý. Bizde ise en ucuzu. Çünkü deðeri olmayanýn hesabý da sorulmuyor.

Ve can güvenliði zaafiyeti…
Sokakta yürürken, trafikte ilerlerken, bir tartýþmanýn ortasýnda kalýrken hepimizin aklýnda ayný soru var:
“Baþýmýza bir þey gelirse, bizi kim koruyacak?”

Bu sorunun cevabý yok.
Caydýrýcýlýk yok.
Güven yok.
Adaletin hýzýna deðil, yavaþlýðýna güveniyoruz artýk. Ýnsanlar devletten önce kendini kollamayý öðreniyor. Bu bir toplum için alarm deðilse nedir?

Peki yarýn ne olacak?

Yarýn da uyanacaðýz.
Fiyatlar muhtemelen yine biraz artmýþ olacak.
Bir çocuðumuz yine korunamamýþ olacak.
Bir insanýmýz daha sýradan bir haber baþlýðýna dönüþecek.
Ve birileri çýkýp “münferit” diyecek...

Yarýn, bugünden farklý olmayacak.
Çünkü mesele bir günün deðil, bir zihniyetin meselesi.

Ama þunu da unutmayalým:
Hiçbir düzen, sonsuza kadar bu kadar hoyrat kalamaz.
Hiçbir toplum, bu kadar yükü sessizce taþýmaya mahkûm deðildir.

Her þeyi; yarýn ne olacaðý deðil, bizim nelere razý olduðumuz belirleyecek.

Sözün özü azizim...
Bugün de kazanan olmadý...
Bugün de kaybeden, yine Türk Milleti oldu...



ARÞÝV YAZILAR