Nedim Ýnce | SOSYAL BULAÞMA | MERSİN MOZAİK
Nedim Ýnce

Nedim Ýnce

SOSYAL BULAÞMA


Bir varmýþ, bir yokmuþ. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken pireler berber iken, ben dedemin beþiðini týngýr mýngýr sallarken iken; ovanýn birinde komþu iki köy varmýþ. Yetiþkinlerin bir birleriyle sorunu yokmuþ. Delikanlýlarý ise köylerinin kýzlarýný kýskanýyormuþ ve pek iyi geçinemiyorlarmýþ. Bir gün komþu köyden üç delikanlý diðer köydeki bir delikanlýnýn davetiyle onun köyüne misafir olmuþlar. Dedik ya bir birlerini hazzetmiyorlarmýþ. Laf atýþmalarý bir anda kavgaya dönüþmüþ. Misafir delikanlýlar ilk darbeyi vurup can havliyle köylerine doðru kaçmaya baþlamýþlar. Üç beþ kiþinin arasýnda geçen olay bir anda köye yayýlmýþ ve köyün delikanlýlarý önde çocuklarý arkada hep birlikte bir kovalamaca baþlamýþ. Üç delikanlý köylerine varamadan yakalanmýþ. Orada biraz hýrpalanmýþlar. Sonra onlarý yakalayan kafile delikanlýlarý önlerine katýp köye getirmeye baþlamýþ. Yol boyunca da kafile içinden bazýlarý üç delikanlýyý zaman zaman hýrpalamaya devam etmiþ. Bunlar nedense köyün hep en pýsýrýk, en korkak delikanlýlarýymýþ.

Köyde üç delikanlý muhtara ve köyün ileri gelenlerine teslim edilmiþ. Görmüþ geçirmiþ yetiþkinler her iki köyün delikanlýlarýna nasihat etmiþ. Onlarý barýþtýrmýþlar. Üç delikanlýnýn yaralarý pansuman edilmiþ, birkaç yetiþkin refakatinde köylerine gönderilmiþ. 

Gökten üç elma düþmüþ: biri bu masalý anlatana, biri bu masalý yazana, birisi de bu masalý dinleyene. 

Dördüncü elma da sosyal bilimcilerin kafasýna düþmüþ ve sosyal bulaþma diye bir kavram geliþtirmiþler. Masalda bir anda köyün bütün delikanlý ve çocuklarýnýn davranýþlarýný geliþtirdikleri bu kavramla açýklamaya çalýþmýþlar.

Gustave Le Bon isimli bir sosyolog bu kavramsallaþtýrmayý yapan ilk kiþiymiþ. Takvim 1903 yýlýný gösteriyormuþ. Sonra birçok bilim insaný toplumsal olaylarýn bazýlarýný açýklamak için bu kavramýn içini zenginleþtirerek günümüze kadar kullanmayý sürdürmüþ.

Sosyal bulaþma, topluluk içerisinde baskýn olan düþüncenin, duygunun bireylere aktarýlmasý ve bunun sonucunda ortaklaþa eylemin ortaya çýkmasýný açýklayan sosyolojik kavrammýþ. Bunu ilk kavramsallaþtýran Gustave Le Bon sosyal bulaþmanýn özellikle linç gibi toplumsal olaylarýn altýnda yatan etkenlerden biri olduðunu söylemiþ. Sosyal bulaþma ile bireyler tek baþlarýna yapmayacaklarý ya da yapamayacaklarý katliam benzeri eylemleri gerçekleþtirebilmekteymiþler. Sorumluluðun gruba daðýlarak kiþiye düþen payýn azalmasý bunda oldukça etkiliymiþ.

Ýyi olan bir þey daha varmýþ, sosyal buluþma iyi duygular, düþünceler ve davranýþlar için de geçerliymiþ. Onlar da insandan insana bulaþabiliyormuþ.

Davranýþlar, duygular ve ifade edilen tutumlar, birbirleriyle akraba olan ya da olmayan bireylerden oluþan bir grup veya yakýn kiþilerden oluþan bir topluluðun içinde kendiliðinden yayýlabilirmiþ, kasýtlý ya da bilinçli bir niyet gerekmiyoolabilirmiþ. Sosyal bulaþmanýn nasýl olduðuna dair sosyopsikolojik birçok açýklama varmýþ. Bunun yaný sýra geliþen beyin çalýþmalarý sonucunda nörobiyolojik kanýtlar da bulunmuþ. Kiþi baþkalarýnýn davranýþýný izlerken, beyinde tespit edilmiþ olan ayna nöronlarý sanki o davranýþý bizzat kiþinin kendisi yapýyormuþ gibi aktive olurmuþ ve ne gördüyse, ne hissettiyse, ne düþündüyse onun antrenmanýný yapar ve nöronlar o yönde geliþirmiþ. Þiddet deneyimlediyse þiddete, þefkat deneyimlediyse þefkate eðilimli olurmuþ.

‘Arkadaþýný söyle senin kim olduðunu söyleyeyim’ sözü buna dayanýyormuþ, insanlarýn uzun süren gözlemleri sonucu ifade ettiði… 

Sosyal bulaþma insanýn sosyal bir varlýk olmasýndan kaynaklanan doðal bir sonuçmuþ. Ýnsanlarýn bunun farkýna varýp sosyal bulaþmanýn kötüye kullanýlmasýna izin vermemesi gerekiyormuþ. Ýnsanlarýn sosyal bulaþmanýn güzellikler yaratmasý için kullanýlmasýna gayret etmesi, dayanýþmanýn ve paylaþmanýn hýzla ve yaygýn bir þekilde bulaþmasýnýn yolunu açmasý kiþi ve topluma huzuru ve mutluluðu getirmesini kolaylaþtýrýrmýþ.

Yazý da yazarýna huzuru bahþederek burada bitermiþ.



ARÞÝV YAZILAR