...notum kýrýk!
Kiþi, elinde olmadan geldiði dünyada bulunduðu ortamýn deðerleriyle donanýp, ömür sürecinde senaryosu dünya egemenlerince yazýlan yunda kendisine biçilen rolü oynar...
Ýniþli ýkýþlý deðiþimler zaman zaman iyiden güzelden yana olsa da, genellikle yýkýmlarla sonuçlanýr!
Tarih, yerküreye felaketler getiren kayýtlý kayýtsýz yýkýmlarýn azýmsanmayacak sayýda örnekleriyle doludur.
Yani, dünyaya gelen herkes yaþanan geliþmelerden payý oranýnda sorumludur!
Mademki sorumluyuz, bu durumda konumumuzu sorgulamamýz gerekmez mi?
Baþýmýza gelen bunca felaket, biçilen rolü kabullenerek, gerçeklerden kaçmamýzýn ürünü olmasýn sakýn?
Peki, sorunlarý görmezden gelmek, bizi sarýp sarmalayan olumsuzluklarý deðiþtirir mi?
Elbette hayýr; çevreye tarafsýz gözle baktýðýmýzda yaþamýn tüm alanlarýný sarýp sarmalayan çirkinlikler mýzrak gibi gözlerimize batýyor; bu olgulardan yola çýkarak, çaresizliðin körüklediði hýncýmý canýmdan çýkarýrcasýna yaðmur altýnda yürürken varlýk nedenimi sorguladým; ben neydim, kimdim, hedeflerim var mýydý, bu hedeflerin kaçýna ulaþmýþtým?
Elimde olmadan geldiðim dünyada bana biçilen rol neydi?
Sorular, sorular…
Ýlk baþta, tozlar içinde gelen tek tük arabalarýn arkasýndan koþmakla geçen köy çocukluðum canlandý gözümde. Ardýndan sýkýntýlý öðrencilik yýllarý, küçük yaþta baþlayan çalýþma yaþamý, devrimcilik günleri, mahpusluklar, aile sorumluluðunu üstlenme, babalýk duygusunu tadýþ, dikenler içinde bitmek tükenmek bilmeyen umarsýz çýrpýnýþlar…
Toplamda güzellikten çok çirkinliklerle karþýlaþma; çünkü varlýðýmý sürdürdüðüm topraklar acýlarýn yurduna dönüþtürdük…
Ýtiraf etmeliyim ki, olumsuzluklarý ortadan kaldýrma uðraþý vermek yerine sürekli kaçtýk; toprak aðlarken üzerinde yaþayanlarýn asla gülemeyeceðini nereden bilebilirdik ki?
Doðanýn o deðiþmez gerçeðini, özsever duygulara yenik düþüp, geçmez sandýðýmýz yýllarýn, göz açýp kapatma süresinde algýlanabilen buruk anýlar demetine dönüþünce anlýyor kiþi; artýk ne yapýlsa boþtur, duyulan piþmanlýðýn yüreklere oturan aðýr tortusu, kovulsa da gitmeyen misafiridir gönüllerin...
Ýçinizde beliren “keþke” dürtüsüyle “Az mý türkü çýðýrdým daðlarda / kovmak için küçük korkularýmý / bilsem tüketir miydim nefesimi hiç / görüp, yaþayacaðýmý bunca çirkinlikleri…” dizeleri dökülse de dilinizden, yaþam sahnesinde kesilen roller meyvelerini çoktan vermiþtir; görmezden gelemezsiniz onlarý, oluþum güzelse kývanýr, çirkinse uðunursunuz…
Dürüst olmak gerekirse ben uðunuyorum; çünkü her ne kadar bir baþkasýna bilerek zarar vermemei ilke edinsem de, geride býraktýðým zaman sürecini sorguladýðýmda, çevreme, ülkeme, beni oluþturan deðerlere karþý sorumluluklarýmý gerektiði gibi yerine getirmediðimi duyumsuyorum.
Çünkü kiþi yaptýðý kadar, yapamadýklarýndan da sorumludur!
Uzun sözün kýsasý, benim notum kýrýk!
Ya sizin?





