Barýþ Eroðlu | Hem Suçlu Hem Güçlü | MERSİN MOZAİK
Barýþ Eroðlu

Barýþ Eroðlu

Hem Suçlu Hem Güçlü


Bazý karakterler vardýr; suç iþlediklerinde baþlarýný öne eðmek yerine çenelerini yukarý kaldýrýrlar. Burunlarýndan kýl aldýrmazlar. Özür dilemek yerine suçlamayý seçer, yüzleþmek yerine saldýrýr, hatalarýný kabul etmek yerine haklýlýk naralarý atarlar. Ýþte “hem suçlu hem güçlü” dediðimiz karakterler tam olarak bunlardýr.

Kibirle beslenen, adaleti eðip büken, ihaneti bile kendince meþrulaþtýran bir zihniyet.

Bu karakterlerin en belirgin özelliði, gerçeði deðil algýyý yönetmeye çalýþmalarýdýr. Onlar için önemli olan neyin doðru olduðu deðil, kimin güçlü göründüðüdür. Haksýz olduklarýný bilirler; ama kabul ederlerse iç dünyalarýnda çökecek bir duvar vardýr: kendileri. Bu yüzden hakikati inkâr eder, suçu baþkasýna yükler, hatta maðduru suçlu ilan edecek kadar ileri giderler. Çünkü kibir, hatayý kabul etmeyi deðil, hatayý örtmeyi öðretir.

Adaletsizlik onlarýn dilinde çoðu zaman “hak arayýþý” kýlýðýna girer. Kendilerine yapýlan en küçük eleþtiriyi zulümden sayarken, baþkalarýna yaptýklarý en aðýr haksýzlýðý sýradanlaþtýrýrlar. Birine ihanet ettiklerinde “mecbur kaldým” derler; kendilerine ayný þey yapýlsa bunu dünyanýn sonu ilan ederler. Çifte standart, onlarýn öz karakteridir.

Bu karakterin en tehlikeli yaný ise ikna kabiliyetidir. Çünkü kibirli insan çoðu zaman özgüvenli görünür, suçlu insan çoðu zaman yüksek sesle konuþur. Toplum da ne yazýk ki çoðu zaman sesi yüksek olana hak verir. Oysa haklýlýk baðýrmaz; haklýlýk sakindir. Gürültü çoðu zaman gerçeðin deðil, korkunun sesidir.

Ýhanet ise bu kiþiliðin en doðal uzantýsýdýr. Çünkü sadakat, sorumluluk duygusu ister. Sorumluluk ise önce kendini yargýlayabilmeyi gerektirir. Kendini sorgulamayan biri baþkasýna sadýk kalamaz. Bu yüzden ihanet ettiklerinde vicdan azabý deðil, yakalanma korkusu yaþarlar. Yakalanmadýklarý sürece kendilerini masum sayarlar; yakalandýklarýnda ise maðdur rolüne bürünürler.

Toplumun asýl sýnavý tam burada baþlar: Gürültüye mi inanacaðýz, yoksa gerçeðe mi? Çünkü “hem suçlu hem güçlü” tipler, sessiz kalýndýkça cesaretlenir. Onlarýn gücü gerçek güç deðil; itiraz edilmeyen bir sanýdýr. O saný daðýldýðýnda geriye ne kalýr? Sadece çýplak bir gerçek: Suç, kibirle örtülse bile suçtur.

Ve belki de en acý olan þu gerçektir: Böyle insanlar çoðu zaman yaptýklarý kötülükten deðil, itibar kaybýndan korkarlar. Vicdan deðil, imajdýr onlarý yöneten. Bu yüzden adaletin ilk adýmý, onlarýn kurduðu sahte sahneyi terk etmektir. Çünkü sahne boþaldýðýnda alkýþ kesilir, alkýþ kesildiðinde maskeler düþer.

Gerçek adalet bazen mahkemede deðil, maskelerin düþtüðü o sessiz anda tecelli eder.



ARÞÝV YAZILAR