Bedir Solmaz | Dil yarasý... | MERSİN MOZAİK
Bedir Solmaz

Bedir Solmaz

Dil yarasý...


Yaþamýn her alanýnda adým baþý karþýmýza çýkan çirkinlikler, geçmiþe yönelik özlemleri tohumluyor içimde.

Sevgi Özel’in, “Dil Kiri El Kiri” isimli kitabýný okurken, zihnimin derinliklerinde saklý düþünceler yeniden depreþti...

Sayýn Özel, kitabýn hemen giriþinde yer verdiði “Dil yarasý, Gönül yarasý” baþlýklý yazýsýnda, “ Bir iki kiþinin dövüþtüðünü  gören, araya girer ayýrmaya çalýþýrdý. Düþene el uzatýlýr,  aðlayana nedeni sorulurdu. Þaþýrana, yol gösterilir; açlara, açýkta olanlara  yardým edilirdi; ölü çýkan eve yemek taþýnýr, düðün yapanýn  coþkusu paylaþýlýrdý, duygusu, duyarlýlýðý, diline yansýrdý insanýn...

Sahi o insanlar sizce nereye gitti dersiniz?

Herkes bir hesabýn, kimi varlýðýný sürdürmenin, kimi de  parasýna  para katmanýn peþinde! 

Ne var ki bu koþuþturmanýn içinde, çevremiz, beynimiz, dilimiz kirleniyor, ellerimiz kanlanýyor!

Ayný toplumun insanlarý arasýnda uçurumlar oluþuyor, gün geçtikçe birbirimiz anlamakta güçlük çeker duruma düþüyoruz!

Oysa, ülkenin insanlarý birbirini anlasýnlar diye, Sevgi Özel’in deyimiyle, “Arap abecesi Türkçe sözcüklerin yazýlýþýnda olduðu kadar, Türkçeye baþka dillerden, örneðin Farsçadan  girenlerin yazýlýþýnda büyük sorunlara yol açmaktadýr. Bu abeceyle doðru yazmayý öðrenebilmek, kimi  kalýplarýn öðrenilmesiyle olanaklýdýr. Çünkü bu abece  bitiþik yazýlmakta, kimi harfler baþta, sonda ve ortada  baþka biçimler almakta, kýsaca söylemek gerekirse, yazýlaný ‘arif’ olan anlamaktadýr...” ( Dil Kiri El Kiri S.159-160) arif olmayanlarýn da anlaþmasý için güzelim abecemiz, zamanýn tüm olumsuzluklarýna karþýn okuma yazma seferberlikleriyle topluma benimsetilmemiþ miydi?

Ýnsanlarý ortak paydada birleþtirme reflekslerimize ne oldu bizim?

Ne oldu da, dilimizin bozulmasý yetmiyormuþ gibi, çocuklarýmýzý ancak "arif" olanýn anladýðý Arap abecesinin bilinmezlik denizine salýyoruz?

Ýçinden getiðimiz süreçte bilinen çarpýklýklarý yinelemeyi yorgun yüreðim kaldýrmýyor...

Sizi bilmem, ama ben bütün bu olanlara hiç mi hiç þaþmýyorum; çünkü, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal’in ismiyle anýlan bulvarýn “GMK” olarak söylenmesine seyirci kalýp kaullenen yine bizler deðil miyiz?

Kendini bilmezlerin kullandýðý, bence hiçbir anlam ifade etmeyen (sözcük demeye bile dilim varmýyor) “GMK”’yý ne zaman duyup görsem içim acýyor.

Dil yarasý dedikleri iþte bu olsa gerek!

Dil kirlenip yaralanýrsa, tüm deðerler yozlaþýr...



ARÞÝV YAZILAR