Barýþ Eroðlu | GÝTMEK | MERSİN MOZAİK
Barýþ Eroðlu

Barýþ Eroðlu

GÝTMEK


Gitmek…

Gözlerin bir yerden sonra hiçbir þeyi tutmamasý gibi.

Cemal Süreya

 

Ýnsan neden gider? Neden kalabalýklarýn ortasýnda bile kendini eksik, dýþarýda ve yalnýz hisseder? Neden, en çok da konuþabileceði yerlerde susmayý tercih eder?

 

Günümüzün insaný, görünürde olmadýðý kadar etkileþimli; ama gerçekte hiç olmadýðý kadar kopuk...

Sosyal medya kalabalýklarý, kalabalýk sýnýflar, kalabalýk þehirler… Ama insanýn iç dünyasýnda büyüyen bir boþluk. Ýþte tam burada “nihilist panda” ve “nihilist dana” diye tarif edebileceðimiz iki tip beliriyor karþýmýza.

 

Nihilist panda; dýþarýdan bakýldýðýnda sevimli, uyumlu, hatta “iyi insan” gibi görünen ama içten içe hiçbir þeye inanmayan, hiçbir bað kurmayan, hiçbir þeyi ciddiye almayan bireyleri temsil ediyor. Hayat onun için bir oyundan ibarettir. Ne topluma karþý sorumluluk hisseder ne de kendine karþý. Gülümser ama inanmaz. Katýlýr ama ait olmaz. Bu yüzden de kalabalýklar içinde giderek yalnýzlaþmaktadýr...

 

Nihilist dana ise daha sert bir kopuþun, daha görünür bir kaçýþýn simgesidir. O, bir gün gerçekten alýp baþýný gider. Kýyýya gelir, arkasýna bakmaz ve denize doðru yürür. Suya girer, derinlere doðru ilerler. Bu bir intihar deðildir belki; ama bir vazgeçiþtir. Ýnsanlardan, iliþkilerden, beklentilerden…

En çok da hayal kýrýklýklarýndan uzaklaþma isteðidir. Çünkü o artýk karada kalmayý, ayný döngülerin içinde sýkýþmayý reddeder. Ama deniz, özgürlükten çok bir yalnýzlýk taþýr ona.

Bu iki tip aslýnda ayný sorunun farklý yansýmalarý:

Anlamsýzlýk, kendinden vazgeçmiþlik, yalnýzlaþmýþlýk...

 

Ýnsanlarý yalnýzlaþtýran en büyük etkenlerden biri, deðersizleþtirilmesidir. Ýliþkilerin hýzlý tüketildiði, sadakatin “yok” sayýldýðý, emeðin karþýlýðýný bulmadýðý bir düzende insanlar bað kurmaktan kaçýnmaya baþlar. Çünkü bað kurmak risk almaktýr. Bu çaðýn insanlarý ise risk deðil, konfor istemektedir.

 

Bir diðer etken ise güvensizliktir. Aile içinde baþlayan, okulda pekiþen, toplumda büyüyen bir güvensizlik…

Ýnsanlar, en yakýnlarýndan bile zarar görebileceðini öðrendiðinde, kendini korumanýn yolunu uzaklaþmakta bulur. Önce duygusal olarak gider, sonra fiziksel olarak.

Belki de en tehlikelisi: deðersizlik hissidir. Kendini görünmez hisseden birey, bir süre sonra gerçekten kaybolmak ister. “Ben olmasam da olur” düþüncesi, “ben burada olmamalýyým” noktasýna evrilir.

Ýþte o an, alýp baþýný gitme isteði doðar.

Ama kimse þunu sormaz: Ýnsan neden kalmak istemez hale gelir?

Toplum, bireyi sürekli bir yarýþýn içine sokarken; kazanamayanlarý da sessizce dýþarý iter. Baþarýsýzlýk ayýplanýr, kýrýlganlýk küçümsenir, farklýlýk dýþlanýr. Böyle bir düzende insanlar ya nihilist panda gibi rol yapmayý öðrenir ya da nihilist dana gibi her þeyi reddeder.

Oysa insan, anlam bulabildiði yerde kalýr. Deðer gördüðü yerde kök salar. Anlaþýldýðý yerde konuþur. Sevilmediðini hissettiði yerde ise gider.

Bugün “alýp baþýný gitmek” bir kaçýþ deðil, çoðu zaman bir çýðlýktýr. Ama o çýðlýðý duyacak kimse kalmadýðýnda, geriye sadece sessiz bir gidiþ kalýr.

Son zamanlarýn sýk kullanýlan terimi:

Nihilizm, deðerleri yok sayarak bireyi mutlak bir özgürlüðe veya umutsuzluða sürükleyebilen, "hiçbir þeyin anlamý yoktur" düþüncesine odaklanan bir akýmdýr.(Kaynak: WEB)

Ancak en acýsý da þudur:

Gidenler deðil, kalýpta yangýna odun atanlar çoðalmaktadýr.

 

Son sözü Can YÜCEL’in cümleleriyle yapalým:

Gittin mi büyük gideceksin!

Ayrýlýk bile gurur duyacak seninle.

Gittin mi onurunla gideceksin;

‘’Haklýysan gidecek, gitmiþsen dönmeyeceksin.

GÝTMEK

Gitmek…

Gözlerin bir yerden sonra hiçbir þeyi tutmamasý gibi.

Cemal Süreya

 

Ýnsan neden gider? Neden kalabalýklarýn ortasýnda bile kendini eksik, dýþarýda ve yalnýz hisseder? Neden, en çok da konuþabileceði yerlerde susmayý tercih eder?

 

Günümüzün insaný, görünürde olmadýðý kadar etkileþimli; ama gerçekte hiç olmadýðý kadar kopuk...

Sosyal medya kalabalýklarý, kalabalýk sýnýflar, kalabalýk þehirler… Ama insanýn iç dünyasýnda büyüyen bir boþluk. Ýþte tam burada “nihilist panda” ve “nihilist dana” diye tarif edebileceðimiz iki tip beliriyor karþýmýza.

 

Nihilist panda; dýþarýdan bakýldýðýnda sevimli, uyumlu, hatta “iyi insan” gibi görünen ama içten içe hiçbir þeye inanmayan, hiçbir bað kurmayan, hiçbir þeyi ciddiye almayan bireyleri temsil ediyor. Hayat onun için bir oyundan ibarettir. Ne topluma karþý sorumluluk hisseder ne de kendine karþý. Gülümser ama inanmaz. Katýlýr ama ait olmaz. Bu yüzden de kalabalýklar içinde giderek yalnýzlaþmaktadýr...

 

Nihilist dana ise daha sert bir kopuþun, daha görünür bir kaçýþýn simgesidir. O, bir gün gerçekten alýp baþýný gider. Kýyýya gelir, arkasýna bakmaz ve denize doðru yürür. Suya girer, derinlere doðru ilerler. Bu bir intihar deðildir belki; ama bir vazgeçiþtir. Ýnsanlardan, iliþkilerden, beklentilerden…

En çok da hayal kýrýklýklarýndan uzaklaþma isteðidir. Çünkü o artýk karada kalmayý, ayný döngülerin içinde sýkýþmayý reddeder. Ama deniz, özgürlükten çok bir yalnýzlýk taþýr ona.

Bu iki tip aslýnda ayný sorunun farklý yansýmalarý:

Anlamsýzlýk, kendinden vazgeçmiþlik, yalnýzlaþmýþlýk...

 

Ýnsanlarý yalnýzlaþtýran en büyük etkenlerden biri, deðersizleþtirilmesidir. Ýliþkilerin hýzlý tüketildiði, sadakatin “yok” sayýldýðý, emeðin karþýlýðýný bulmadýðý bir düzende insanlar bað kurmaktan kaçýnmaya baþlar. Çünkü bað kurmak risk almaktýr. Bu çaðýn insanlarý ise risk deðil, konfor istemektedir.

 

Bir diðer etken ise güvensizliktir. Aile içinde baþlayan, okulda pekiþen, toplumda büyüyen bir güvensizlik…

Ýnsanlar, en yakýnlarýndan bile zarar görebileceðini öðrendiðinde, kendini korumanýn yolunu uzaklaþmakta bulur. Önce duygusal olarak gider, sonra fiziksel olarak.

Belki de en tehlikelisi: deðersizlik hissidir. Kendini görünmez hisseden birey, bir süre sonra gerçekten kaybolmak ister. “Ben olmasam da olur” düþüncesi, “ben burada olmamalýyým” noktasýna evrilir.

Ýþte o an, alýp baþýný gitme isteði doðar.

Ama kimse þunu sormaz: Ýnsan neden kalmak istemez hale gelir?

Toplum, bireyi sürekli bir yarýþýn içine sokarken; kazanamayanlarý da sessizce dýþarý iter. Baþarýsýzlýk ayýplanýr, kýrýlganlýk küçümsenir, farklýlýk dýþlanýr. Böyle bir düzende insanlar ya nihilist panda gibi rol yapmayý öðrenir ya da nihilist dana gibi her þeyi reddeder.

Oysa insan, anlam bulabildiði yerde kalýr. Deðer gördüðü yerde kök salar. Anlaþýldýðý yerde konuþur. Sevilmediðini hissettiði yerde ise gider.

Bugün “alýp baþýný gitmek” bir kaçýþ deðil, çoðu zaman bir çýðlýktýr. Ama o çýðlýðý duyacak kimse kalmadýðýnda, geriye sadece sessiz bir gidiþ kalýr.

Son zamanlarýn sýk kullanýlan terimi:

Nihilizm, deðerleri yok sayarak bireyi mutlak bir özgürlüðe veya umutsuzluða sürükleyebilen, "hiçbir þeyin anlamý yoktur" düþüncesine odaklanan bir akýmdýr.(Kaynak: WEB)

Ancak en acýsý da þudur:

Gidenler deðil, kalýpta yangýna odun atanlar çoðalmaktadýr.

 

Son sözü Can YÜCEL’in cümleleriyle yapalým:

Gittin mi büyük gideceksin!

Ayrýlýk bile gurur duyacak seninle.

Gittin mi onurunla gideceksin;

‘’Haklýysan gidecek, gitmiþsen dönmeyeceksin.



ARÞÝV YAZILAR