Vergi sistemi kimlerden yana?
Türkiye'de sabit ve dar gelirlinin, asgari ücretlinin, emeklinin sýrtýndaki en aðýr yük; çoðumuz farkýna varmasak da soluk aldýðýmýz her an ödemekte olduðumuz dolaylý vergilerdir.
Dolaylý vergi, devletlerin kaynak yaratmak için uyguladýðý en kolay olduðu kadar dünyanýn en adaletsiz para toplama yöntemidir.
Adaletsizdir; çünkü konuþtuðumuz cep telefonundan baðlandýðýmýz internet hattýna, bindiðimiz ulaþým aracýndan kullandýðýmýz elektriðe kadar en zengin ile en yoksul ayný oranda vergi öder. Vergi faturasý cebimizden çýkarken biz bunu çoðu zaman fark bile etmeyiz.
Vergilerin içindeki dolaylý ve doðrudan vergi paylarý, bir ülkenin vergi adaletini gösteren en önemli göstergeler olarak yansýr günlük hayata…
Devlet, temel ilke olarak çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi toplamayý hedefler; bu ilke pek çok ülkenin anayasasýna bile hüküm olarak girmiþtir.
Türkiye'de de bu ilke anayasal güvence altýndadýr; ancak hiçbir zaman gerçek anlamda hayata geçirilmemiþtir.
Çok partili hayata geçiþimizin ardýndan iktidarlarýn seçimle el deðiþtirdiði 1950’ den beri dolaylý vergilerin toplam vergi içindeki payý hep yüksek kalmýþtýr…
1984 yýlýnda uygulamaya giren KDV, bu çarpýklýðýn en somut örneðidir. Sanki bin yýldýr hayatýmýzda varmýþ gibi artýk kanýksadýðýmýz bu vergi, diðer dolaylý vergiler gibi çok kazanandan daha yüksek oranda alýnmaz; herkesten ayný oranda alýnýr.
Kaldý ki geçmiþte yoksulun mutfaðýný daha fazla yakmasýn diye bazý gýda ürünlerinde düþük tutulan KDV uygulamasý da günlük yaþamda yaralara merhem olmamýþtýr…
Bugün Türkiye'de herkesin, ne kazanýrsa kazansýn, attýðý her adýmda ödemek zorunda kaldýðý dolaylý vergi oraný yüzde 66'nýn üzerindedir. 2025 bütçesinde bu oran yüzde 66,15 olarak hedeflenmiþtir.
Oysa Üyesi olduðumuz OECD ülkelerinin ortalamasý yüzde 31-32 düzeyindedir; yani Türkiye sistem olarak OECD ortalamasýnýn tam iki katýna yakýn bir orana sahiptir.
Üstelik bu yapýsal sorun yeni deðildir.
Tarihsel seyrine bakýldýðýnda tablo son yýllarda daha da bozulduðu görülmektedir.
Örneðin 2002 sonrasý: %62–70 arasý seyreden dolaylý vergilerin toplam vergi içindeki payý 2023 ilk çeyreðinde Cumhuriyet tarihinin zirvesine çýkarak %76,4’ e ulaþtý…
Toplanan her 4 lira verginin 3 lirasý dolaylý ve kolay ama adaletsiz yöntemle toplandýðý mevcut sistem servet transferinin bir baþka yöntemi olarak uçurumlarý derinleþtirme iþlevi görüyor bugün…
Orta gelir tuzaðýný aþmayý baþaran ülkelerin baþýnda gelen Güney Kore, sistemler arasýnda son derece çarpýcý bir karþýlaþtýrma imkâný sunuyor.
Kore' de KDV yüzde 10 olarak uygulanýr ve Türkiye' deki oranlarýn yarýsý olarak dikkat çekicidir.
Güney Kore’ de dolaylý vergilerin %28-30 arasýnda tutulmasý gelir ve kurumlar vergisiyle mülkiyet vergilerinin Türkiye’ ye nispetle yüksek olmasý sayesinde gerçekleþtirilebiliyor…
Ýki ülkede toplanan vergilerin daðýlým tablosu arasýndaki fark, yalnýzca bir vergi tercihi deðil; iki farklý toplum sözleþmesinin yansýmasýdýr.
Kore'de vergi yükü gelir, servet ve tüketim arasýnda dengeli daðýtýlýrken; Türkiye'de sistemin tüm yükü dolaylý vergilere göre dayandýrýlmýþtýr.
Bu yapý, düþük ve orta gelirliyi orantýsýz biçimde etkileyen regresif bir vergi sistemi doðurmakta ve adaletsizliðin temel kaynaklarýndan birini oluþturmaktadýr.
Türkiye bu gelir adaletsizliðini gidermeden ve çok kazanandan çok vergi toplamadýkça orta gelir tuzaðýndan kurtulup geliþmiþ ülkeler arasýna girmesi yapýsal olarak mümkün deðildir.
Ülke olarak ne zaman ayaða kalkacaðýmýzýn yanýtý biraz da vergilerin hangi yöntemlerle ve nereye odaklandýðýna baðlý…
Orta Gelir Tuzaðý’ ndan çýkan Güney Kore bu alanda baþarýlý bir model olarak çýkýyor karþýmýza…





