ÖÐRETMENLERÝN YALNIZLIÐI
Öðretmenlerin yüzlerine dikkatlice baktýnýz mý?
Cevabýnýz evet ise:
Yüz ifadelerine bakýnca onlarýn neler hissettiðine yönelik düþünceleriniz neler oldu?
Öðretmenlerin yüz ifadelerinde sadece bir meslek grubuna verilen deðeri deðil, bir toplumun eðitime verdiði deðeri görürsünüz!
Hayat þartlarý altýnda ezilen, yalnýz býrakýlan, kendini korumasýz hisseden öðretmenlerin yüzlerinde mutluluk ifadeleri aramamýz oldukça iyimser bir tavýr olur.
Öðretmenler kendilerini güvende, mutlu ve huzurlu hissedemiyorlarsa eðitim sistemi çoktan uyarý vermiþ demektir.
Çünkü eðitim dediðimiz þey yalnýzca dört duvar arasýnda gerçekleþen bir etkinlik deðildir.
Sadece müfredat programý da deðildir. Sadece akýllý tahta da deðildir…
Eðitimin gerçek öðesi öðretmenlerdir.
Çünkü öðretmenler sadece ders anlatmazlar.
Psikolog olurlar.
Arabulucu olurlar.
Güvenlik görevlisi olurlar.
Memur olurlar.
Bazen anne, bazen baba yerine geçerler.
Bazen tehlikelere karþý Kahramanmaraþ’ta þehit edilen Ayla KARA gibi siper olurlar.
Ama bütün bunlarýn sonunda ne kadar deðerli ve saygýn olurlar? Ben de bunu sizlere sormak istiyorum.
Eskiden bir çocuða “Öðretmenlerine saygýsýzlýk etme” denirdi.
Þimdi öðretmenler, sýnýfta otoritesini korumakta zorlanýr hale gelmiþtir.
Çünkü toplumun dili ve tavrý farklýlaþtý.
Ekranlarýn dili deðiþti.
Siyasetin dili deðiþti.
Ve bu gerginlik en sonunda okula kadar ulaþtý.
Günümüzde öðretmenler tehdit ediliyor.
Hakarete uðruyor.
Þiddet görüyor.
Hatta öldürülüyor.
Sonrasýnda birkaç kýnama mesajý yayýnlanýyor ve birkaç gün tepki gösteriliyor hepsi bu.
Ardýndan hayat olduðu gibi devam ediyor.
Asýl korkmamýz gereken de bu:
Toplum artýk öðretmene yönelik þiddete þaþýrmýyor.
Çünkü öðretmenin itibarý yýllardýr sessizce aþýndýrýldý.
Her sorunun sorumlusu öðretmenmiþ gibi davranýldý.
Baþarýsýz öðrenci mi var?
Öðretmen suçlu.
Disiplin sorunu mu var?
Öðretmen yetersiz.
Velinin beklentisi karþýlanmadý mý?
Yine öðretmen hedefte.
Ama kimse dönüp þu soruyu sormadý:
Bu kadar yükün altýnda öðretmenleri kim koruyacak?
Öðretmenler sýnýfta kendini güvende hissetmiyorsa, o okulda eðitim olmaz.
Ancak kriz yönetimi olur.
Çünkü tedirgin insan öðretemez.
Sürekli baský hisseden insan ilham veremez.
Öðretmeni deðersizleþtiren bir sistem, aslýnda o ülkenin geleceði deðersizleþtiriyordur.
Daha da kötüsünden bahsedelim:
Bugün birçok öðretmen tükenmiþ durumdadýr.
Ama bu tükenmiþlik tembellikten deðil, sürekli yalnýz býrakýlmaktan kaynaklanmaktadýr.
Sorun yaþayan öðretmen destek bulamamaktadýr.
Þiddet gören öðretmen korunamamaktadýr.
Emek veren öðretmen takdir edilmemektedir.
Sonra gençler neden öðretmen olmak istemiyor diye nedenler aramaktayýz.
Bir toplumu aþýndýran etkenlerden biri de en deðerli mesleklerin deðersiz hissettirilmesidir.
Çünkü öðretmenin yalnýz kaldýðý yerde; öðrenci de yalnýz kalýr, aile de yalnýz kalýr, gelecek de hedefsiz kalýr.
Hiçbir toplumun, eðitimi önemsemeden öðretmenleri deðersizleþtirerek ayakta kalmasý mümkün deðildir.
Unutulmamalýdýr ki:
"Milletleri kurtaranlar yalnýz ve ancak öðretmenlerdir. Öðretmenden, eðiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adýný alma yeteneðini kazanamamýþtýr." (M.Kemal ATATÜRK)





