Abdullah Ayan | Trump’ ýn ‘9.500 Mil uzakta savaþamayýz’ Çýkýþý Ne Anlama Geliyor? | MERSİN MOZAİK
Abdullah Ayan

Abdullah Ayan

Trump’ ýn ‘9.500 Mil uzakta savaþamayýz’ Çýkýþý Ne Anlama Geliyor?


ABD'nin Çip Baðýmlýlýðýnýn Bitmesi, Tayvan Ýçin Yolun Sonu mu?

Tarihi kararlara ve stratejik anlaþmalara konu olmasý beklenen Trump'ýn Çin gezisi, deyim yerindeyse "havanda su dövülmesinden" öteye geçmedi.

Günümüzün en sýcak küresel baþlýðý olan ve petrol arzýný doðrudan etkileyen Ýran ile Hürmüz Boðazý gibi—özellikle de o petrole baðýmlý görünen— Çin' i köþeye sýkýþtýracak mevzularda bile somut hiçbir geliþme yaþanmadý.

Sadece siyasi deðil, ekonomik alanda da durum farksýzdý: Boeing'in Çin'e satmayý planladýðý 500 yolcu uçaðý gibi ABD’nin baþarý hanesine yazýlacak devasa bir anlaþma bile, Çin tarafýnýn alýmý 200 uçakla sýnýrlý tutmasýyla adeta dað fare doðurdu.

Ýþte böylesine verimsiz geçen bir Asya seyahatinin dönüþünde Trump' ýn sarf ettiði o pragmatik cümle, aslýnda ABD ve Çin arasýnda süren Tayvan bilek güreþinin, adada üretilen nitelikli çiplerin (yarý iletkenlerin) ABD topraklarýna taþýnmasýyla tamamen baþka bir evreye geçeceðinin habercisiydi.

Günümüz itibariyle Washington; yüksek teknoloji, yapay zekâ ve savunma sanayisinin kalbi olan yarý iletken alanýnda hem Çin’e hem de Tayvan’a göbekten baðýmlý.

Ancak ABD, bu stratejik teslimiyeti kýrmak için milyarlarca dolarlýk ‘CHIPS Act ‘(Çip Yasasý) fonlarýný çoktan devreye soktu.

Bu küresel planýn en somut adýmý olarak, Tayvanlý çip devi TSMC’ nin Arizona’da kurduðu devasa fabrikalarýn 2028 yýlý itibariyle tamamen üretime geçmesi öngörülüyor.

Sýnýrlar içerisindeki bu yatýrýmlarýn tamamlanmasýyla birlikte, Tayvan'ýn ABD açýsýndan "vazgeçilmez" nitelikteki jeopolitik önemi de teorik olarak sona erecek.

Ýþte o kritik gün geldiðinde, Trump'ýn eli boþ döndüðü Çin seyahatinin ardýndan kurduðu tek cümle yýllar geçse de hafýzalardan silinmeyecek:

"9500 mil öteye gidip Tayvan için savaþamam."

Baþkan Xi’ nin baþýnda olduðu Pekin yönetiminin ise acelesi yok...

Zamanýn kendi lehlerine iþlediðini biliyorlar ve günü geldiðinde "Tek Çin" doktrini çerçevesinde Tayvan’ý ilhak edeceklerinin de bilincindeler...

Týpký 1997'de Ýngiltere'den devralýnan Hong Kong’u, "Tek Ülke, Ýki Sistem" formülüyle zaman içinde sessizce kendi bünyelerinde erittikleri gibi.

Tam da bu noktada þu hayati soru önem kazanýyor:

Trump' ýn bu ifadesi her zamanki þahsi gaflarýndan biri mi; yoksa ABD'nin Ýkinci Dünya Savaþý'ndan sonra Sovyet tehdidine karþý inþa ettiði Atlantik merkezli savunma stratejisini çöpe atýp, yükselen Çin'i çevrelemeyi amaçlayan Pasifik doktrininin radikal bir revizyonu mu?

Soru hayati, çünkü "15 bin kilometre uzaða gidip savaþamayýz" itirafý karþýsýnda, ulusal güvenliklerini neredeyse tamamen ABD’nin askeri þemsiyesine emanet etmiþ olan Güney Kore ve Japonya, olasý Çin hegemonyasýyla nasýl baþ edecek?

Özellikle de Seul yönetimi, arkasýnda Pekin desteðini hisseden Kuzey Kore’den gelmesi kaçýnýlmaz olan nükleer ve konvansiyonel tehditlere karþý tek baþýna ne yapacak?

Filmin fragmanýný Trump' ýn baþarýsýz Çin gezisi ve arkasýndan gelen "9500 mil" hesabý verdi; ancak filmin tamamý, Washington'ýn Asya-Pasifik'teki müttefiklerini kendi kaderleriyle baþ baþa býrakacaðý o "teknolojik baðýmsýzlýk" gününde vizyona girecek.



ARÞÝV YAZILAR