Barýþ Eroðlu | YA KURBANDAN SONRA… | MERSİN MOZAİK
Barýþ Eroðlu

Barýþ Eroðlu

YA KURBANDAN SONRA…


Bir Kurban Bayramý'ný daha geride býraktýk.

Birçok insan ibadetini yerine getirdi.

Kurbanlar kesildi, etler paylaþýldý.

Sofralar kuruldu, akrabalar ziyaret edildi.

Bayramýn neþesi toplumda hissedildi.

Þimdi ise sormamýz gereken önemli bir sorularýn vakti geldi:

Kurbanlar kesildi, peki ya kesmemiz gereken diðer yanlýþlarýmýza ne oldu?

Sosyal medyada Cahit Zarifoðlu’nun adýyla sýkça paylaþýlan bir nasihatte þöyle söyleniliyordu:

"Üstadým, bayrama ne keseyim?"

"Önce gýybeti kes.

Kul hakký yemeyi kes.

Yalan söylemeyi kes.

Haram yemeyi kes.

Adam kayýrmayý kes.

Ýsrafý kes.

Kötülükten irtibatý kes.

Bunlarý kesmezsen, ne kesersen kes beyhude..."

Bu sözlere þunlarda ekleniyordu:

Mukaddes kitapla insan kandýrmayý kes…

Hayvanlara zulmü de kes…

Bayramýn geride kaldýðý günlerde bu sözler daha da anlam kazanýyor. Çünkü Kurban Bayramý 4 gün sürmektedir; fakat adalet, dürüstlük ve kul hakkýna riayet etme sorumluluðu bütün bir ömür devam etmektedir.

Toplum olarak en çok dikkat etmemiz gereken deðerlerin baþýnda kul hakkýna saygý gelmektedir. Kul hakký yalnýzca maddi bir mesele deðildir. Bir insanýn emeðini görmezden gelmek, liyakat sahibi birinin önüne baþkasýný geçirmek, dedikodu yapmak, iftira atmak, bir öðrencinin ya da çalýþanýn hakkýný teslim

etmemek de kul hakkýdýr. Bu nedenle bayram sonrasýnda da vicdan muhasebemizi sürdürmek hepimizin asli sorumluluðu olmalýdýr.

Özellikle eðitim sistemimiz bu konuda hayati bir sorumluluk taþýmaktadýr. Çünkü adalet duygusu sonradan kolayca kazanýlan bir özellik deðildir. Çocukluk ve gençlik yýllarýnda þekillenmektedir. Okullarýmýzýn görevi yalnýzca sýnavlarda baþarýlý öðrenciler yetiþtirmek deðil, ayný zamanda hakkaniyetli, dürüst ve vicdan sahibi bireyler yetiþtirmektir.

Bir öðrencinin kopya çekmeyi baþarý olarak görmediði, öðretmenin tüm öðrencilerine eþit mesafede durduðu, emeðin ödüllendirildiði bir eðitim ortamý adaletin temelini oluþturmaktadýr. Torpilin deðil liyakatin, çýkarýn deðil hakkýn üstün tutulduðu bir anlayýþ ile çocuklarýmýzýn geleceðe güvenle bakmasý saðlanabilecektir.

Bunun yanýnda merhamet ve yardýmlaþma da eðitim süreçlerinin vazgeçilmez parçalarýný oluþturmaktadýr. Baþarýlý olmanýn sadece bireysel kazanýmlardan ibaret olmadýðýný, paylaþmanýn ve dayanýþmanýn da bir erdem olduðunu çocuklarýmýza öðretmek zorunluluktur. Çünkü güçlü toplumlar yalnýzca bilgili insanlarla deðil, ayný zamanda birbirine karþý sorumluluk hisseden bireylerle inþa edilebilmektedir.

Bayram geçti. Kurban etleri büyük ölçüde tüketildi. Fakat önümüzde hâlâ kesmemiz gereken birçok yanlýþ bizleri beklemektedir:

Gýybet, yalan, dolandýrma, aldatma haksýzlýk, adam kayýrma, israf ve kul hakký...

Eðer bunlarý hayatýmýzdan çýkarabilirsek, bayramýn bize kazandýrmak istediði ruhu ömrümüze katabiliriz.

Yine sosyal medyada geçen nasihatlerden birinde þöyle söyleniyordu:

Kurban Bayramý et bayramý olarak anlaþýlmamalýdýr.

Yardým et…

Ýyilik et…

Fedakârlýk et…

Merhamet et…

Yani eylemlerimizin hayýrlý olmasýndan bahsetmektedir. Asýl mesele, kurbaný bayram günlerinde kesmek deðil; kötülükleri ve haksýzlýklarý hayatýmýzýn her gününde terk edebilmektir.



ARÞÝV YAZILAR