...umut tarlasýna sevgi tohumlarý ekip çoðaltmalýyýz kendimizi...
Olaylarýn istemlerimiz doðrultusunda geliþmediði zamanlar akýntýya karþý kürek çekiyormuþuz sanýsýna kapýlýrýz.
Ýþte bu nokta, ümitsizliðin sarmalýna dolanýp teslimiyete boyun eðmenin eþiðidir.
Kiþilerin yazgýsý gibi, tarihin akýþý da bu eþikte verilen kararlar doðrultusunda þekillenir...
Yani o eþik, var veya yok olmanýn dönüm noktasýdýr!
Ýki seçenek belirir önünüzde; ya “ha gayret” deyip yekinerek umut tarlasýna su verirsiniz ya da estirilen fýrtýnanýn anaforuna kapýlýp savrulur giderseniz...
Kiþiler, aileler, kuruluþlar, devletler sürekli bu savrulma noktasýyla karþý karþýyadýrlar; daha doðrusu savrulma noktasý yaþamýn kendisidir; insan soyuysa önünde yaprak...
Gidiþatý egemenlerin þekillendirdiði ömür serüveninde kimin baþýna ne zaman, ne iþ geleceði hiç belli olmaz...
“Bu koþullarda umut tarlasý nasýl tohumlanýr ki?” dediðinizi duyar gibiyim.
Haklýsýnýz; o çözümsüzlüðün sarmalýnda ben de az kývranmýyor deðilim!
Gün oldu hayal kýrýklýklarý yaþadým, gün oldu, “Görmektense çirkinlikleri / ölmek daha güzel / bir akþam üstü / dökülen sarý yapraklarýn altýnda / baharý düþleyerek…
Donmaktansa gölgesinde / övünülen Uzay Çaðý’ndaki kan gölünün / belki korkakça / ama daha iyi ve onurlu / rest çekip gitmek yüce daðlara / olmak kurda kuþa yem / çürüyüp karýþmak topraða…” deyip alýp baþýmý gitmek istedim; ne var ki, “Tavþan daða küsse de daðýn haberi olmaz..” derler ya, kiþilerin tek tek yaþamdan kopmasý, kötü giden olaylarý deðiþtirmediði gibi zalimleri daha da güçlü kýlar.
Çünkü dünyaya egemen olan sistemin karþýsýnda birlik olmadýkça tek tek kiþilerin hiçbir hükmü yoktur!
Onlar, istedikleri ülkeyi toplarý-tüfekleriyle iþgal ederler; yerleþtikleri bölgelerde istediklerini asar, istediklerini keserler. Fiili iþgale gerek görmedikleri yerleri ise ayarttýklarý yerli iþbirlikçilerle kontrol edip kendi mallarýymýþ gibi kullanýp insanlarýn üzerinde tepinirler!
Ýþgal edilen yerlerde gündüzler hep karanlýktýr…
Ekmekler yavan
Sular kan gibidir…
Tarlalardaki baþsýz ekinlerin boynu bükük
Gökteki kuþlar çýðlýk çýðlýðadýr…
Ýlaçsýzlýktan kýrýlýr gün yüzü görmemiþ bebeler, babalar öldürülür, çaresiz analar dövünür.
Kan çanaðýdýr açlýktan aðlayan çocuklarýn çapak çapak gözleri…
Yaratýlan kargaþa ortamýnda kardeþ kardeþi gýrtlaklar.
Zulüm, yokluk, yoksunluk kol gezer sokaklarda.
Gelin görün ki bunca olumsuzluða karþýn arsýz mý arsýz, yüzsüz mü yüzsüzdür iþbirlikçiler; yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarýndadýr…
Çekilen acýlardan daha çok satýlmýþlarýn tutumu koyar, çözümsüzlük yer bitirir insaný; buz yüzlü ölüm sýcaklaþýr…
Yüreði insanca çarpan kiþi, eþikte hisseder kendini; ya teslimiyet ya da ölüm!
Ölüm, dönüþü olmayan yol…
Bir anlamda kurtuluþ gibi gözükse de ölüm; yüzsüz teslimiyetçilere inat yaþamak, yaþayýp direnmek, direnip haykýrmak gerek, satýlmýþlýklarýný iþbirlikçilerin suratýna…
Bunun içindir ki, umut tarlasýna sevgi tohumlarý ekip çoðaltmalýyýz kendimizi...
Çoðalýp, damarda kan, tende ter, üretimde emek, umut kazanýnda aþ olup doyurmalýyýz yetimi, yoksulu…





