Çin eksenli yeni Avrasya- Batý iliþkileri ýþýðýnda insanlýðýn geleceði…
Dünya, yörüngelerini yeniden þekillendirecek ve rotasýný belirleyecek, dinamik uluslararasý düzeni Batý'dan Doðu'ya kaydýracak bir baþka Avrasya yüzyýlýnýn eþiðinde mi?
Son zamanlarda bazý kiþilerin küresel sahneyi ciddi olarak yeniden deðerlendirdiði ve þu soruyu sorduðu aþikâr:
“Baba Bush'un öngördüðü Fukuyama’ nýn ‘Tarihin Sonu’ olarak ta tanýmladýðý Yeni Dünya Düzeni on yýl geçmeden 11 Eylül saldýrýlarýyla berhava edilirken, ardýndan baþlayan sancýlý dönem ne zaman doðacak ve bu bir Batý yoksa Doðu yüzyýlý mý olacak?”
Gerçek þu ki, modern çaðýn Amerikan egemenliði dönemi olduðu yönündeki yaygýn küresel algýnýn aksine, dünyanýn uzun ve çalkantýlý bir Avrasya yüzyýlýna tanýk olduðuna ve bu dönemde Avrasya'nýn küresel rekabetin arenasý olduðuna kesin bir þekilde inanan çok sayýda düþünür var…
Son zamanlarda Türkiye’ de Rusya-Çin eksenine kayma stratejisi olarak görülen Avrasya’ cýlýðý bir yana býrakýrsak, coðrafi anlamda Avrasya, Avrupa ve Asya'yý birleþtiren coðrafi bir bloðu tanýmlar..
Yaklaþýk 5,3 milyar insandan oluþan, dünya nüfusunun neredeyse yüzde 70' ine ve yaratýlan 60 trilyon dolarý aþkýn hasýlayla küresel ekonominin yüzde 60'ýndan söz etmek mümkün….
Bölgenin yarýn ki geleceði bugünden de parlak görünüyor, zira Asya þu anda yüzde 4,5'lik bir oranla dünyanýn en hýzlý büyüyen bölgesi ve trendin en azýndan uzunca zaman diliminde yavaþlayacaðýna dair emareler yok…
Avrasya'nýn, özellikle topraklarýnda bulunan ekonomik kaynaklar ve ordularýnýn askeri gücü açýsýndan, tarihsel olarak dünya için stratejik bir merkez olmasýna raðmen, þu son döneme kadar fazla da önemsenmemiþti…
Geçtiðimiz yüzyýl itibariyle fark edilmeyen çarpýcý bir gerçeði bugün keþfediyoruz; 20. yüzyýlýn korkunç þiddet ve çatýþmalarýnýn temel nedeni, teknoloji ve ideolojinin birleþimiydi. Avrasya topraklarýnda bu iki dinamikten beslenen sinerji masadaki kartlarýn yeniden karýlmasýna ve paylaþým savaþlarýna yol açtý…
Teknoloji derken bugünkü biliþim çaðýný deðil, Avrupa ve Asya'ya hýzla yayýlan demiryollarýnýn yarattýðý hýzýn etkisiyle ordularýn daha önce hiç olmadýðý kadar kýsa sürede daha büyük mesafeler kat etmesine odaklanmak gerekir…
Sanayi Devrimi, büyük güçler arasýndaki çatýþmalarý daha þiddetli hale getiren ve savaþlarý uzatan sonuçlar doðurdu.
1. dünya savaþý sonrasý yapýlan araþtýrmalarda teçhizat itibariyle 1 Ýngiliz askerinin 7 Rus askerinden üstün olduðu görüldü…
Ýlhan Selçuk kaleme aldýðý Yüzbaþý Selahattin romanýnda benzer bir mukayeseyi Irak’ ta mahsur kalan Osmanlý askerinin çaresizliði üzerinden yapar…
Romanda, sanayi çaðýný ýskalayan Ýmparatorluðun Irak’ ta görevlendirdiði askerlerin, payitaht Ýstanbul’ dan binlerce kilometre uzaktaki çöllerin ortasýnda, lojistik hatlarýn kopmasý sonucu günlerce aç, susuz ve çýplak bir þekilde yardým ya da erzak beklemek zorunda kalýþlarý, teçhizat bir yana ekmek olmayýnca ölmemek için ayaklarýndaki çarýklarýný kaynatýp yemek zorunda kalýþlarý, buna karþýn ayný cephedeki karþý saflarda yer alan Ýngiliz askerinin; modern silahlara, düzenli ve zengin iaþe hatlarýna, motorlu taþýtlara ve her türlü týbbi imkâna sahip olduklarý dramatik dille anlatýlýr .
Türk askeri çöl sýcaðýnda ve sefalet içinde sadece inancýyla ümitsiz bir savunma hattý kurmaya çalýþýrken, karþýlarýndaki Ýngiliz ordusu sanayi devriminin ve küresel sömürge aðýnýn getirdiði tüm teknolojik konforu cepheye yýðmýþtýr. Bu durum, iki ordu arasýnda askeri bir savaþtan ziyade, "çöken bir imparatorluðun yoksul çocuklarý ile dünyanýn en zengin sömürge imparatorluðunun donanýmlý makineleri" arasýndaki amansýz bir uçurum olarak betimlenir.
Savaþ sonunda Osmanlý Ýmparatorluðu parçalanýrken, maðluplardan Almanya Versay anlaþmasýyla kömür madenlerinin bereketli tarým topraklarýnýn yer aldýðý ‘Alsace-Lorraine (Alsas-Loren) bölgesini’ galip Fransa’ya terk etmek zorunda kalýr…
Almanya ve Ýttifak devletleriyle Ýtilaf devletleri arasýnda yalpalayan Ýtalya tarihlerinin en aðýr ekonomik krizlerinin enkazý altýnda faþizmin doðuþuna tanýklýk ederler…
Belki de kaderin bir cilvesi olarak, bu ortamda otoriter rejimler ortaya çýkacak ve bunlarýn doruk noktasý, kötü þöhretli Mihver Devletleri olarak anýlacak Nazi Almanya’sý, Faþist Ýtalya ve Ýmparatorluk Japonya’sý olacaktýr…
Bu güçler, bin yýl süreceði varsayýlan Hitler’ le vücut bulan Üçüncü Reich gibi sahte mesihçi emellerin yaný sýra, ekonomik dinamizmi askeri güçleriyle birleþtirdiler.
Önce Rusya’ nýn Ukrayna’ ya, ardýndan ABD-Ýsrail ittifakýnýn Ýran’ a saldýrýsýyla açýlan yeni perde, insansýz hava araçlarý, yarý robot askerler, bilgisayarlar üzerinden yapýlan operasyonlar dönüp þu soruyu sormamýzý gerektiriyor:
Bugün düne ne kadar benziyor?
ABD-Ýsrail cephesine karþý her gün biraz daha güçlenen Çin’ in lokomotifliðinde Rusya, Ýran hatta Kuzey Kore yeni kurulan paylaþým masasýnda hangi rolleri üstleniyor, nasýl bir rol üstleniyorlar?
Daha da önemlisi Avrasya'da ortaya çýkan ve ayak sesleri gittikçe þiddetli biçimde duyulan Çin merkezli güçlü cephe nasýl bir dünya hayal ediyor?
Son dönemdeki Rus-Çin yakýnlaþmasý, bu endiþeleri körüklemede þüphesiz önemli bir rol oynadý; Batý'nýn, her iki kanadýnda, bir gün Kuzey Kore ve Ýran'ý da içeren dörtlüyle Hindistan’ ý yanýna çekmeyi baþardýðý takdirde, ortaya çýkacak yeni saflaþma; geleneksel Batý'yý kâbuslara sürükleyecek potansiyeli içinde barýndýrýyor…
Batýnýn oluþan karþý ittifaka yaklaþýmýnda da Trump ABD’ si ile büyük ayrýþma yaþanýyor…
NATO’ nun Avrupa kesimini oluþturan ülkeler özellikle Rusya’ nýn Ukrayna saldýrýsý ardýndan sýranýn kendilerine geleceði korkusuyla yeni stratejik hamlelere yoðunlaþýrken, MAGA sloganýyla yola çýkan yeni Amerikan izolasyonistleri” geçmiþte büyük tarihin en büyük travmalarýndan birinin yaþandýðý Vietnam yetmezmiþ gibi 11 Eylül saldýrýsý ardýndan gerçekleþtirilen Afganistan ve Irak savaþlarýndan ders çýkarmak gerektiðini, ABD'nin ve ulusal güvenlik çýkarlarýnýn, dýþ müdahaleleri azaltýlarak iç meselelere odaklanýldýðýnda en iyi þekilde korunacaðý tezini savunuyorlar…
Ancak, tarihsel açýdan, yükselen Avrasya güçlerinin yapay zekâ, kuantum hesaplama ve yarý iletkenler için gerekli önemli madenler çaðýnda güç gerçekleriyle yeniden geniþlemeye yöneleceklerini göz önüne aldýðýmýzda, Avrasya’ yý kendi haline býrakýp, Kuzey ve Güneyiyle Amerika kýtasýna hükmetme anlamýna gelen “Monroe Doktrini” nin Trump döneminde tozlu raflardan indirilen yeni versiyonunun arkasýna sýðýnmak ne ölçüde gerçekçi sorusu önem kazanýyor…
Ýran’ a saldýrý sonrasý çizilen karizmasýyla ABD izolasyonun saha gerçeklerine aykýrýlýðýný aðýr sonuçlarýyla görüyor…
Ve son tablodan çýkarýlacak en önemli ders; Ýran ile baþ edemeyen ABD’ nin Çin ile giriþeceði güç savaþýndan hasarsýz çýkamayacaðý gerçeði ortada…
Bu durumda yükselen Avrasya dünyasýyla uyum seçenek deðil, ABD açýsýndan bir zorunluluk haline gelmiþ görünüyor…
Avrupa, Amerikan askeri müdahalesi olmadan Ýkinci Dünya Savaþý'ný kazanamazdý; o realite bir takým darbeler yese de sürüyor:
Liberal çizgide süren son yüz yýlýn Batý eksenli Yeni Dünya Düzeni, gelmekte olan ve þiddeti gittikçe artan Avrasya dalgasý karþýsýnda güçlü bir Amerikan desteði olmadan ayakta durabilir mi?
ABD-Ýran arasýnda tanýk olduðumuz sürecin ne yöne evrileceði biraz da bu sorunun yanýtýna baðlý…





