SU ÇÜRÜDÜ
Sevgili Dostum þair, yazar Osman Tuðlu Ahmet Telli’nin ardýndan ortaklaþtýðýmýz iletiþim grubuna iki yazý gönderdi.
Ancak bir þair bir þairin ardýndan bu kadar güzel yazýlar kaleme alabilirdi ve de daha çok insana ulaþmasý gerekirdi.
Dostumun izniyle iki metni tek metin haline getirip sizlere sunuyorum:
“Bazý dönemleri anlatmak için yalnýzca tarihler yetmez. Çünkü bazý kýrýlmalar takvimlerden taþar; insanlarýn diline, hafýzasýna ve hayata bakýþýna yerleþir. 12 Eylül, Türkiye’nin siyasal tarihinde olduðu kadar, duygu dünyasýnda da derin bir yarýlmadýr. Bir ülkenin yalnýzca kurumlarý deðil, kelimeleri de deðiþmiþtir. Bazý sözler söylenemez olmuþ, bazý gerçekler ancak imge aracýlýðýyla dile getirilebilmiþtir.
Þiir böyle dönemlerde yalnýzca sanat biçimi deðildir; hafýzanýn taþýyýcýsýdýr ayný zamanda. Doðrudan anlatýlamayaný dolaylý yollarla görünür kýlar, suskunluðun içinde yeni bir dil kurar.
Ahmet Telli’nin “Su Çürüdü” þiiri 12 Eylül sonrasýnýn bu yaralý dili kuran güçlü bir eserdir; hücrenin içinden yükselen bir sestir,
Su çürür.
Oysa su, insanlýðýn ortak belleðinde hayatýn kendisidir. Akýþtýr, arýnmadýr, devamlýlýktýr. Su, varlýðýn en temel imgelerinden biridir. Fakat bazý dönemlerde yalnýzca insanlar deðil, kavramlar da yara alýr. 12 Eylül sonrasýnda sanatýn söylediði þeylerden biri budur: Dünyanýn bildik düzeni bozulmuþtur.
Ahmet Telli’nin “Su Çürüdü” þiirinde bu bozulma hücrenin içinde yaþanýr. Þiirin arka planýnda 12 Eylül sonrasý cezaevi deneyimi, yalnýzlýk ve tecrit vardýr. Ancak hücre, yalnýzca dört duvar deðildir. Ýnsanla dýþ dünya arasýndaki baðýn kesildiði, zamanýn aðýrlaþtýðý, belleðin sýnandýðý bir varoluþ alanýdýr.
Hücrede zaman baþka türlü akar. Beklemek, hayatýn kendisine dönüþür. Dýþarýda akan dünya ile içeride duran hayat arasýndaki mesafe büyür. Ýþte su imgesi burada bütün aðýrlýðýný kazanýr. Çünkü suyun doðasý akmaktýr. Akýþý kesilen su nasýl bozulursa, özgürlüðü elinden alýnan insanýn iç dünyasý da yavaþ yavaþ aþýnýr.
“Su Çürüdü” sözü bu nedenle yalnýzca þaþýrtýcý bir metafor deðildir. Çürümenin ulaþtýðý sýnýrý gösterir. Çürüyen yalnýzca su deðildir; insanýn güven duygusu, geleceðe dair inancý ve hayatla kurduðu bað da bu bozulmanýn içinden geçer.
Ama þiir yalnýzca bir yýkým anlatýsý deðildir. Çünkü yazmak, hücrenin karþýsýnda bir direnme biçimidir. Þair, kendisini susturmak isteyen koþullarýn içinde yeni bir ses kurar. Söz, kapatýlmýþ bir mekânda bile özgürlüðe açýlan bir aralýk yaratýr.
Ahmet Telli’nin suyu içeride çürür; insanýn içine kapanan yarasýný anlatýr, unutmaya karþý bir direnç oluþturur. Ahmet Telli þiiriyle, insanýn hayatýnýn doðal düzeninin bozulduðu bir çaðda kendini sanatla koruyabileceðini gösterir.
Sanat, bütün kapýlar kapandýðýnda insanýn kendine açtýðý son penceredir.
Bu yüzden þiirdeki su, yalnýzca su deðildir. Çürüyen su, hücrede sýkýþmýþ insanýn sessizliðidir. Bir çaðýn suyu deðiþmeye baþlamýþsa, deðiþen yalnýzca su deðildir. Çünkü bazen bir dönemin bütün hikâyesi, imkânsýz görünen tek bir cümlenin içinde saklýdýr:
Su çürüdü…
Ve Ahmet Telli gitti…
Bazý insanlar ölünce yalnýzca bir insaný kaybetmeyiz; dilimizin bir sesini, vicdanýmýzýn bir yankýsýný da uðurlarýz.
Ama geriye, yýllardýr omzumuza usulca dokunan o dizeler kalýr.
"Üzgün bir çocuðun yalnýzlýðý kadar saydam kalabilseydim..."
Belki de bütün þiiri bu iki dizede saklýydý. Bu dünyaya raðmen kirlenmemek, incinmeyi göze alacak kadar insan kalabilmek, yalnýzlýðýn içinden bile sevgiyi ve umudu eksiltmemek...
"Ölüm hiç de ürkünç gelmiyor / Yaþanmýþsa tüm yaþanacaklar."
Bugün bu dizeleri okurken insanýn boðazýna baþka bir düðüm oturuyor. Ölümü, þiirinde korkuyla deðil; yaþanmýþlýðýn aðýrbaþlýlýðýyla karþýlayan bir þairi uðurluyoruz. Ardýnda eksik býrakýlmýþ deðil, bize emanet edilmiþ dizeler býrakarak...
Ahmet Telli, bu ülkenin acýsýný da sevincini de, yenilgilerini de direncini de en sahici sesiyle yazdý. Dünyanýn hoyratlýðý karþýsýnda hep o "üzgün çocuk"un tarafýnda durdu. Çünkü biliyordu ki duyarlýlýðýný koruyan insan, bazen mutsuz olur ama asla insanlýðýný yitirmez.
Þimdi onun ardýndan yine kendi dizeleri dolaþýyor zihnimde:
"Ömrüm diyorum þimdi ömrüm... Üzgün bir çocuksun sen ve yalnýz."
Hoþça kal büyük þair.
Bize yalnýz þiirlerini deðil; incinmekten vazgeçmeyen bir kalbin nasýl taþýnacaðýný da öðrettin.
Iþýðýn, sözcüklerinin içinden eksilmesin.”
Sonsuz yolculuðunda yaktýðý ýþýk, eþlik etsin kendisine…





