Abdullah Ayan | Doðayý katleden plastik atýklar ve iþlevini yitiren siyaset... | MERSİN MOZAİK
Abdullah Ayan

Abdullah Ayan

Doðayý katleden plastik atýklar ve iþlevini yitiren siyaset...


Yýllardýr dikkat çekmeye çalýþtýðýmýz; aðýrlýklý olarak Ýngiltere menþeli plastik atýklara ev sahipliði yapan Adana-Mersin bölgesinin günün sonunda devasa bir çevre felaketiyle karþýlaþacaðý gerçeði, ne yazýk ki ve ancak bir zamanlarýn altýn kumsallarýnýn yerini öðütülmüþ plastik döküntülerine býrakmasýyla gözler önüne serildi.

Karþý karþýya kaldýðýmýz bu tablo, geriye döndürülmesi neredeyse imkânsýz bir yýkýmý anlatýyor…

2017 sonlarýnda, o güne kadar küresel atýk pazarýnýn en büyük alýcýsý konumundaki Çin’in plastik ithalatýný yasaklamasý ardýndan, Ýngiltere’den çýkan atýklarýn varýþtaki tek adresi Mersin Limaný üzerinden Çukurova bölgesi oldu.

Daha önce defalarca yazdým, tarihe not düþmek adýna tekrar edeyim:

AB istatistik ofisi Eurostat verilerine göre; son on yýlda Ýngiltere’den, bir zamanlar dünyanýn en bereketli topraklarý sayýlan Çukurova’ya "bertaraf edilsin" diye gönderilen ve yaklaþýk yüzde 40’ý geri dönüþtürülmesi olanaksýz olan 4,7 milyon tonu aþkýn plastik, önce havamýzý topraðýmýzý kirletti, þimdi de telafisi imkansýz biçimde paha biçilemez deðerdeki kumsallarýmýzý kaplýyor…

Aylardýr çevre örgütlerinden duyarlý vatandaþlara varýncaya kadar geleceði kurtarmaya çalýþan pek çok isim bir þeyler yapabilmek için çabalýyor. Ancak bu konuda devlet kurumlarýný harekete geçirmesi gereken siyasi iradeden, etkili tek bir kiþinin bile ses çýkardýðýna tanýk olamadýk. (Mehmet Emin Ekmen, Ali Bozan ve Perihan Koca gibi milletvekilleri bu felaketi sýkça parlamentoya ve kamuoyuna taþýmaya çalýþýyor ama seslerini duyan yok…)

Bu vurdumduymazlýkta, Cumhurbaþkanlýðý Hükümet Sistemi'ne geçiþle birlikte her kademede gittikçe etkisizleþtirilen siyaset kurumunun, bize ses olsun diye seçtiðimiz temsilcilerin, çevre alanýndaki bu büyük yýkýma sessiz kalmasýnýn ciddi payý var.

AK Parti’nin 2002-2010 yýllarý arasýndaki ilk iktidar döneminde, Mersin Milletvekillerinin kenti ilgilendiren meselelere bakýþýna ve koyduklarý tavýrlarla aldýklarý sonuçlara bakýnca hüzünlenmemek elde deðil…

Haklarýndaki asýl deðerlendirmeyi tarihe býrakarak birkaç isim üzerinden somut örnekler vereyim:

Mersin Limaný’nýn özelleþtirilmesi ardýndan, tarife içi ve dýþý uygulamalarla hizmet alanlara aðýr faturalar ödetmeye baþlayan Mersin Liman Ýþletmeciliði ‘ne (MÝP) karþý en etkili mücadeleyi dönemin AK Parti Milletvekili merhum Ömer Ýnan vermiþ; Ulaþtýrma Bakaný’na ve tarifeleri denetleme yükümlülüðü olan kurumlarý sarsarak tek baþýna MÝP’ in çeþitli uygulamalarýna dur demiþti…

Mir Dengir Fýrat’ ýn, Berdan Barajý’ndan gelen içme suyunun isale hatlarý yetersizliði nedeniyle Yeniþehir ve Mezitli bölgelerine ulaþtýrýlamamasý karþýsýnda, altyapýnýn tamamlanmasý için gerekli ödeneklerin çýkarýlmasýnda oynadýðý görünmez rolün ve bu sayede MESKÝ’ nin iki ilçeye kýsa sürede yeterli su ulaþtýrmasýndaki katkýlarýnýn canlý tanýðýyým…

Ali Er, kýyýlarýmýzý tehdit eden balýk çiftliklerine karþý verdiðimiz mücadelede en büyük siyasi desteði veren, ‘gerekirse o çiftliklerin aðlarýný parçalarým’ söylemi hafýzamdan silinmeyen isimlerden biriydi.

AK Parti’nin ikinci döneminde Kürþat Tüzmen’ in Mersin’in Ana Konteyner Limaný ve Çukurova Havalimaný gibi hayati projelere dinamik yaklaþýmý bir yana, Mersin Ýdmanyurdu’ nun Süper Lig’e çýkmasýnda oynadýðý tartýþýlmaz rolü anýmsamamak mümkün mü?

 

Sonrasýnda ise gittikçe ivme kaybeden ve bugün artýk tamamen iþlevsizleþen bir siyaset anlayýþýyla karþý karþýyayýz. Tepeden yerele uzanan bu yapýnýn, kent sorunlarýný çözme anlamýnda hiçbir aðýrlýðýnýn kalmadýðý açýk bir gerçek.

Sadece Mersin’i deðil, tüm bölgenin kaderini deðiþtirecek ve ülkenin en önemli lojistik üssü haline getirecek Ana Konteyner Limaný projesini bir kenara býraktým; artýk sabýr taþýný çatlatan MIP tarifelerine karþý tek bir iktidar milletvekilinin günümüzde ses çýkardýðýný duyan var mý?

Aksine; 2005’te fizibilite çalýþmalarý yapýlmýþ, 2009’da ÇED süreci tamamlanmýþ Ana Konteyner Limaný'nýn akýbetini sorgulamak yerine, mevcut liman iþletmecisinin kent siluetini ve kýyý dengesini bozma pahasýna büyüttüðü rýhtýma alkýþ tutan iktidar temsilcilerinin tavrýný sindirmeye çalýþýyoruz.

Kaldý ki, seçtiðimiz milletvekillerinden oluþan Meclis’in yeni sistemde yasama ve denetleme fonksiyonlarýný ne ölçüde yerine getirebildiðini sorgulamaya bile gerek yok.

Yok, çünkü aslýnda Milletvekillerini biz seçmiyoruz, genel baþkanlarýn gösterdiði isimlere deðil siyasi partilere oy veriyoruz…

Bugün muhalefeti bir kenara býrakýn, iktidar milletvekillerinin dahi kenti ilgilendiren kronik sorunlarla ilgili yaptýrým gücü olan hangi mercie ulaþabildiði þüphelidir. Bakanlarýn parlamenter sistemdeki icracý fonksiyonlarýný tamamen yitirdiði bir yapýda, Bakana ulaþýlsa bile hangi soruna ne ölçüde müdahil olabilir ki?

Yasa tasarýlarýndan atama kararnamelerine kadar her türlü düzenleme zaten Külliye’ de þekillenip yürürlüðe giriyor.

Bu tespitleri neden mi yapýyorum?

Geçtiðimiz günlerde iktidar milletvekili ve il baþkanýnýn da katýldýðý MEP toplantýsýnda yer alan kimi isimlerce paylaþýlan pembe söylemleri görünce oturup düþündüm. Kentin sorunlarýnýn yetkililerle paylaþýldýðýný iddia edenlerin arasýndan tek bir kiþinin çýkýp da çocuklarýmýza býrakacaðýmýz çevreyi katleden ‘plastik atýk felaketini’ dile getirdiðine dair en küçük bir bilgi kýrýntýsýna rastlayamadým.

Gerçi, dile getirseler ne deðiþecekti ki?

Beðenmesek, her yanýný eleþtirsek de; iyi kötü iþleyen, halk ile devlet mekanizmasý arasýnda köprü vazifesi gören milletvekilliði kurumu, fonksiyonel etkisini yitireli hayli zaman oldu.

Kalan ömrümüzde o etkili ve hevesli siyaset anlayýþýna yeniden kavuþur muyuz derseniz?

Kaf Daðý’nýn ardýndaki o umudun yeþermesini, 'Godot’ yu bekler gibi' oturduk bekliyoruz iþte…



ARÞÝV YAZILAR