NE BÝR KORNA SESÝ NE BÝR SELEKTÖR
Gezimizin son etabýný Danimarka’nýn kuzey ve batýsýný gezmek üzere planlamýþtý sevgili Jens. Ýsveç’ten Göteborg üzerinden feribotla Danimarka’nýn küçük ve sevimli liman kenti Frederikshavn’a geçtik. Kent liman ve tersane etrafýna kurulmuþ. Yaklaþýk iki kilometre uzunluðundaki bir caddenin iki tarafýna konuþlanmýþ ev, iþ yeri ve otellerden oluþan þehir, sakinliði arayanlar için bir cennet sayýlýr. Akþam yemeðinden sonra bir saatlik gezinti kentin hemen her yerine gitmeye yetti. Limana yakýn bir barda biraz dinlendikten sonra ertesi gün baþlayacak gezimize hazýr olmak için otelimize döndük.
Sabah kahvaltýsýndan sonra Danimarka’nýn en kuzey ucuna Grenen’e doðru yola koyulduk. Grenen burnu, Danimarka'nýn Skagen Odde Yarýmadasý'nda yer alan Danimarka’nýn en kuzey noktasýdýr. Burnun diðer bir özelliði de iki denizin birleþtiði bir konumda olmasýdýr. Baltýk Denizi’nin uzantýsý Kattegat Denizi ile Kuzey Denizi’nin uzantýsý Skagerrak Denizi Grenen burnu etrafýnda buluþurlar.
Burasý kuzey rüzgarlarýnýn sert estiði dalgalarýn kumsallarý sertçe okþadýðý bir bölge olmasýna raðmen þansýmýza hava açýk ve sakindi. Burnun etrafýnda Almanlardan kalma Bunkerlerin arasýndan geçerek kumsala ulaþtýk. Uzunca bir yürüyüþten sonra en uca vardýk. Yaz ayýnýn en güzel günlerinden biri olmasý nedeniyle ziyaretçi sayýsý fazlaydý ve birçoðu ayakkabýlarýný çýkararak, deniz içinde bir süre çok sýð olarak devam eden burunun, deniz içinden de ucuna kadar yürüyorlar, iki denizin buluþmasýna bedenleriyle de tanýklýk ediyorlardý.
Grenen’de fazla oyalanmadan tekrar yola çýktýk. Bu kez hedefimiz Danimarka’daki bir çöldü. Bu geniþ kumluk alanýn etrafý çalýlar, bitkiler ve ormanlarla çevrelenip barikat oluþturularak ülke içine doðru yayýlmasý engellenmiþ. Rabjerg Mile bölgesindeki bu kum tepelerinin en yükseðine týrmanýp etrafý seyrettik. Çöl filmi çekilebilecek büyüklükte olan kumul alandan ayrýlýp arabayý sürmeye devam ettik.
Yollar genellikle gidiþ geliþliydi ve tatil aylarý olmasýna raðmen çok yoðun deðildi. Yine trafik levhalarý çok yardýmcýydý ve hýz 60 ile 80 km/saat arasýnda deðiþtiði için araba kullanmak yormuyordu. Navigasyon bizi bir plaja çýkardý. Yol bitmiþti. Oldukça geniþ bir bantta ucu bucaðý görülmeyen Saltum Plajý’na gelmiþtik. Arabayý saða çekip durdum. Jens, ‘Blokhus’a plajdan devam, kumda yürüdün, þimdi kumda araba sürme zamaný’ dedi. Gerçekten de birçok araç plajda saða sola doðru devam ediyordu. Olabildiðince tekerlek izlerini takip ederek ve batmadan bu yol biter mi, sorusunu zihnimde dolaþtýrarak sürmeye baþladým. Tabii ki arabayý kuma sapladým ve çevreden yardýmla kurtulmayý baþardýk. Zaten az yolumuz kalmýþtý, bir daha kuma saplanmadan plajdan Blokhus’un merkezine çýktýk.
Blokhus ülkenin kuzeybatýsýnda yer alan küçük bir kasaba, kýþ nüfusu bin civarýndayken yaz aylarýnda bir milyonu aþan sayýda turiste ev sahipliði yapýyormuþ. Anlayacaðýnýz tam anlamýyla turistik bir belde. Plajýn geniþlemesi, kum tepelerinin ülke içlerine doðu göç etmesi, tepelere dikilen çalý ve bodur aðaçlarla, ekilen derin köklü bitkilerle engellenmiþ. Bu tepeler arasýndan açýlan yollarla sahile inilebiliyor. Blokhus’un her yaný oteller, günlük kiralýk evler, lokantalar ve alýþveriþ maðazalarýyla dolu. Otel rezervasyonunda sorun çýktý, canýmýz sýkýlmaya baþlamýþken bize üç yatak odalý bir ev önerdiler ve sýkýntýmýz sevince dönüþtü. Ev eski ama içi modernize edilmiþ, þýk, ferah ve çok temizdi. Yerleþtik. Ardýndan küçük bir çevremizi tanýyalým turu yapýp akþam yemeðinin restoranýný saptadýk. Akþam yemeðinde yöresel bir balýk yedik. Porsiyonlar týka basa doyuracak kadar büyüktü.
Sonra þaraplarýmýzý alýp kumsala indik. Kum tepesinin yamacýna týrmanýp yerleþtik. Danimarka’da gün batýmýnýn en güzel olduðu bölgelerinden birindeydik ve mevsim nedeniyle bir hayli uzun sürecek olan gün batýmýný izlemeye koyulduk. Severim gün batýmlarýný ama bu baþka bir güzeldi. Köy merkezinde kurulan sahnede yaz aylarýnda sürekli konserler olurmuþ. Bize bir rock konseri denk geldi. Evimizin bahçesinden konseri de dinledik.
Ertesi gün daha güneye indik. Kýsa bir feribot yolculuðundan sonra Vederso Klit’e vardýk. Vederso Klit, Danimarka'nýn batý kýyýsýnda, Kuzey Denizi kenarýnda yer alan tarihi evleri ve doðal güzellikleriyle bilinen sakin bir tatil beldesiydi. Kum tepesinin arkasýndaki bölgede bir çok tarihi yazlýk bina yer alýyordu. Binalarýn etrafý tamamen doðal haline býrakýlmýþtý. Biraz daha içerde normal yerleþim yeri vardý. Kum tepesini yürüyerek aþýp plaja vardýk. Havlularýmýzý serip güneþin tadýný çýkardýk. Denize girenleri seyrettik. Dinlendik.
Ardýndan konaklayacaðýmýz otelin bulunduðu Ringkobing kasabasýna geçtik. Artýk kýyýdan uzaklaþmýþtýk. Ülke ortalarýnda yer alan yaklaþýk on bin nüfuslu bir kentteydik. Bu küçük kasabada iki sürprizle karþýlaþtýk. Þehir merkezinde dolaþýrken kulaðýmýza Türk Sanat Müziði çalýndý. Müzik bir pizzacýdan geliyordu. Sahibiyle tanýþtýk. Iraklý bir Türkmen’di. Ýþinden, çocuklarýndan söz etti. Danimarka’da yaþamaktan çok mutluydu. Akþam yemeðini kent meydaný kenarýnda yer alan otelimizin restoranýnýn dýþ kýsmýnda yedik. Yemeðe baþlamadan önce özel üniformalý orta yaþ üzeri iki erkek geldi. Üniformalarý ve ellerinden tuttuklarý aparatlardan elektrik öncesi sokak fenerlerini yakan ve söndüren insanlarý temsil ettiklerini düþünürken, otel kapýsýnda her ikisi hep bir aðýzdan neþe içinde mesleki þarkýlarýný söylemeye baþlamýþlardý bile. Neþeleri bize de bulaþtý. Restoranda bir süre dinlendikten sonra kent sakinlerinin eþliðinde kenti dolaþmaya ve bazý binalarýn önlerinde þarklýlarýný söylemeye devam ettiler. Yaz aylarýnda zaman zaman tekrarlanan bir gösteriymiþ. Sabah kahvaltýsýnda da þanslýydýk. Kent meydanýnda gerçekleþtirilen halka açýk sihirbazlýk gösterisini izleyerek kahvaltýmýzý yaptýk.
Artýk dönüþ zamanýydý. Yola koyulduk. Arhus’tan, üç saate yakýn sürecek olan feribot yolculuðu için feribota bindik ve Odden’e vardýk. Ardýndan rahat bir sürüþle geziye çýkýþ noktamýz olan Zümrüt ve Jens’in evinin bulunduðu Fredensborg’a ulaþtýk. Gezimiz sýkýntýsýz sona ermiþti; biraz yorgun ama çok mutlu bir þekilde…
Teþekkürler Jens, önerin ve planlamanla bu harika geziyi bize yaþattýðýn için…
Teþekkürler Zümrüt ve Jens eþsiz ev sahipliðiniz için…
Ve teþekkürler iki bin kilometreye yaklaþan araba sürüþümde bir kez bile korna ya da selektörle bizi rahatsýz etmeyen kuzeyli güzel insanlar…





