Ceuta; Bir Sonu Deðil, Yeni Göç Tarihinde Trajik Bir Baþlangýcý Anlatýyor
Muammer Kaddafi’nin 1979 ve 2010 yýllarýnda dile getirdiði "Afrika’dan gelecek kontrolsüz göç selinin Avrupa’yý istila edeceði ve kýtanýn kimliðini deðiþtireceði" yönündeki kehaneti andýran jeopolitik uyarýsýnýn bir günde gerçeðe dönebileceði kimin aklýna gelirdi ki?
Ama oldu…
Ýspanya’nýn Kuzey Afrika’daki özerk bölgesi Ceuta ve Melilla kentlerine komþu Fas sýnýrýnda toplanan on binlerce insanýn denize atlayýp ölümü göze alarak gerçekleþtirmeye çalýþtýðý akýn, insani bir trajedi ötesinde Batý'nýn sýnýr güvenliði, mülteci rejimi ve uluslararasý hukuk sistemindeki yapýsal çöküþ açýsýndan günlerdir tartýþýlýyor…
Ýspanya Yüksek Mahkemesi’ nin son göçmen selinden günler önce 8 Temmuz’ da duyurduðu tarihi karar gerçekten tarihi nitelikte ve bir o kadar ilginç:
Yüksek Mahkeme’ ye göre “sýnýrdaki fiziksel engelleri (örneðin tel örgü veya duvarlarý) aþmaya çalýþanlara anýnda ret anlamýna gelen geri püskürtülmesi mümkün.
Buna karþýn deniz yüzeyi veya dron, termal kamera, sensör gibi gözetleme teknolojileri fiziksel engel olarak kabul edilemez ve bu nedenle denizde yakalananlar “engeli aþmýþ” kabul edilmeyecekleri için anýnda Fas’a teslim edilemezler…
Aslýnda göçe karþý olmayan ve yakýn zamanda 500 bin göçmene izin vermeye hazýrlanan solcu Baþbakan Pedro Sánchez’ in tüm hoþgörülü söylemleri bir yana býrakarak göç dalgasýný "ülke toprak bütünlüðünün ihlali" olarak nitelendirmesi baþta Ýspanya olmak üzere tüm Avrupa’ yý tedirgin eden þok geliþmenin etkilerini göstermesi bakýmýndan önemli…
Nitekim Almanya, Polonya, Ýskandinav ve Doðu Avrupa ülkelerinden oluþan Schengen Bölgesi üyesi 22 ülkenin Madrid’e cephe alarak acil müdahale talep etmesi yaratýlan korku iklimini gösteriyor…
Ýtalya Baþbakaný saðcý Giorgia Meloni bir adým öteye geçti ve göçmenler Ýspanya anakarasýna dahi ulaþmamýþken Ýspanya ile Schengen Anlaþmasý'ný tek taraflý askýya aldýðýný duyurdu…
Meloni’nin çýkýþý aslýnda yapýlacak Ýtalya seçimlerinde yýldýzý parlayan yabancý düþmaný aþýrý saðcý General Roberto Vannacci’ nin kurduðu Ulusal Gelecek Partisine olan ilgiyle baðlantýlý…
Gerçekten de sýnýr kapatma kararlarý reel güvenlik kaygýlarýndan ziyade, sað-popülist iç siyasi baskýlarý göðüslemeye yönelik araçsallaþtýrýlmýþ þov politikalarýyla oy devþirme hesaplarýna dayanýyor…
Göç dalgasýný Filistin dostu Pedro Sánchez’i gözden düþürmek amacýyla Ýsrail ve ABD’ nin organize ettiðini iddia eden teoriler yanýnda günümüz genç kuþaðýnýn sanal ütopya hayallerine eriþme amaçlý bir hareket olduðunu savunan daha gerçekçi sosyolojik tespitler de var…
Tüm varlýklarýný geride býrakarak, dizilerde ya da tik tok paylaþýmlarýnda sosyal medyanýn Batý standartlarýný "anýnda ulaþýlabilir bir cennet/lüks" olarak sunmasýnýn etkisiyle tehlikeli sýnýr geçiþlerinin Z kuþaðý için bir "içerik/macera" ve dijital görünürlük aracýna dönüþtüðü iddiasý yabana atýlmasý hayli zor bir olasýlýk…
Bir yandan Sosyal medyanýn vadettiði engelsiz dünya imajý ve karþýsýnda devletlerin ördüðü tel örgüler, ordular ve geri gönderme merkezleri arasýndaki dramatik uçurum gerçeði…
Son çevrilen film nedeniyle yeniden gündeme oturan Homeros’ un Odysseia destanýndaki "yuvaya/vatanýna dönme" arzusu ile günümüz Afrika gençliðinin "topraklarýný terk ederek sanal Cennet uðruna ölümü göze almasý" arasýndaki yaman çeliþki…
Gazze’deki katliamlar, Sudan’daki iç savaþ, Ukrayna ve Filistin’deki insan haklarý ihlalleri, Yemen ve Afganistan’ da gittikçe þiddetlenen en çok ta bebekleri, çocuklarý vuran açlýk…
15 yýl süren Suriye iç savaþýyla ortaya çýkan ve binlerce insanýn denizlerde boðulmasýyla sonuçlanan mülteci dalgasý bugün artýk Avrupa insanýnýn inandýðý deðerleri öylesine aþýndýrdý ki, son Ceuta dalgasýnda yüz civarýnda mültecinin denizde ölmesi, artýk toplumun geniþ kesimlerini etkilemiyor bile…
Ýkinci Dünya savaþýndan sonra oluþturulan evrensel kurumlar, Uluslararasý hukuk, insan haklarý ve bir adým sonrasýnda Birleþmiþ Milletler bile iþlevsizleþtirilerek artýk haklýyý, mazlumu savunmanýn yerini güçlülerin koyduðu kurallar almakta…
Her ülke politikacýsý ortaya çýkan her geliþmeye insani açýdan deðil, siyasi hesaplar anlamýnda ne getirip, götürdüðüne göre tavýr belirliyor…
Günümüzde geçiþin Okyanuslara kýyasla daha kolay saðlandýðýna inanýlan Akdeniz, küresel eþitsizliðin ve Batý'nýn hümanist deðerleri bir yana iterek, güvenlik temelli siyasetinin fiziki sýnýrlarýna dönüþmüþ bulunuyor…
Sosyal medya illüzyonu ile beslenen sanal cennet hayalleri ile Batý’nýn katý kale duvarlarýna çarpýp erirken o rüyayý gerçeðe dönüþtürme umuduyla yola çýkanlar çökmekte olan küresel sistemin enkazý altýnda can veriyor…
Ceuta’ da tanýk olduðumuz öykü bir sonu deðil, trajik bir baþlangýcý anlatýyor aslýnda…
Faþizme yeterince kurban vermiþ ve bedel ödemiþ Batý dünyasý, sýnýrlarda yaþanmakta olan trajik geliþmeleri palyatif polisiye tedbirlerle önlenemeyeceðini idrak etmeli ve gelir uçurumlarýyla ayakta duran küresel düzenin kalýcý ve çözülemeyen iç çeliþkisini gidermenin uzun soluklu yol haritasýný bulmaya çalýþmalýdýr…





