Bedir Solmaz | Eðitim dönemi baþlarken... | MERSİN MOZAİK
Bedir Solmaz

Bedir Solmaz

Eðitim dönemi baþlarken...


Kavurucu sýcaklarýn belinin az da olsa kýrýldýðý Eylül ayýnýn þu günlerinde toplumun büyük bir kesimini sevinçle tereddüt duygularýyla sarmaþ dolaþ...

 

Hali vakti yerinde olan aileler çocuklarýný okula yollamanýn kývancýný duymaya hazýrlanýrken, dar gelirli aileler ise geçim sýkýntýsýný katmerleþtirecek olan ek masraf kapýsýnýn nasýl kapatýlacaðýnýn kaygýsý altýnda eziliyorlar…

 

Haftaya ders zilinin çalacaðýnýn etkileri yaþamýn tüm alanlarýnda kendini gösteriyor. Caddelerde, özellikle okul ihtiyaç malzemeleri satan iþyerleri týklým týklým…

 

Zabýtalardan fýrsat bulan iþportacýlar kaldýrýmlara açtýklarý tezgâhlarda hareketlilikten paylarýna düþeni artýrmanýn peþinde…

 

Ýþportacýlar gibi dar gelirli ailelerin de durumu gerçekten zor, geçmiþte iki çocuk okutmuþ bir aile olarak bunu yakýndan biliyoruz…

 

Defter kalem, okul formasý spor malzemesi, servis ücreti, okuldan istenen para vs. bu giderlerin altýndan hangi ücretli kalkabilir ki?

 

Geçmîste çocuklarýný okutmak için her türlü fedakârlýða katlanan Anadolu insanýn özverisi “Ceketimi satar çocuðumu okuturum…” deyiþinde vücut bulmuþtu!

 

Deðiþen koþullar birçok güzel deðerler gibi maalesef bu özdeyiþi de geçersiz kýldý artýk. Ülke yöneticilerinin lüks etiketli yabancý ürünler giydiði ortamda Anadolu insanýnýn emeði ve ürünü para etmiyor ki, ceketi satýn alýnsýn!

 

Para etmeyen ürününü kaldýrmayan köylü periþan, memur ve emekliler hükümetin insafýna terk edilmiþ durumda, iþ bulup karýn tokluðuna çalýþanlar, milyonlarca iþsizisin nefesini ensesinde hissediyor, iþsizler zaten kökten maðdur…

 

Öðretmenlerin durumu ise baþlý baþýna ayrý bir yazý konusu!

 

Geçmiþin örnek öðretmenleri þimdilerde kurs verdiði öðrencilerinin karþýsýnda eziliyor!

Yüz binlerce öðretmen, milyonlarca öðrenci yakýcý koþullarda ders baþý yapacak.

Ýþte bu içler acýsý durum ister istemez yýllar öncesine götürdü beni.

 

Bizim öðrencilik dönemimiz ne güzeldi…

 

Tüketim virüsüyle henüz tanýþmadýðýmýzdan varsýlla yoksul arsýndaki uçurum bu kadar derin deðildi!

 

Okullar arasýnda böylesine farklýlaþma yoktu; tüm okullarda ayný düzeyde eðitim verilirdi. Öðrencilerin kýyafetleri de varsýl-yoksul farkýný ortadan kaldýracak anlayýþta düzenlenir, herkes siyah önlük giyerdi. 

 

Okullarýn tüm ihtiyaçlarý, bazý çevrelerce despot olarak deðerlendirilen devlet tarafýndan karþýlandýðýndan öðrencilerden para toplanmazdý.

 

Ýyice yoksul öðrenciler de, öðretmenlerce hissettirilmeden gözetilirdi.

 

Okullarýn kantininde günümdeki gibi çok çeþitli albenili ürünler bulunmazdý; varsýl öðrenciler gazoz-tost yerse, yoksullar þalgam simitle yetinir; kimse kimseyi hor görmezdi. Hadi, gel de o günleri arama!

 

Ya þimdi?

 

Yasada fýrsat eþitliði hükümleri yer almasýna karþýn, varsýllarla yoksullarýn okullarý tamamen ayrýþmýþ durumda.

 

Veliler bir ayrý eziliyor, öðrenciler ayrý!

 

Eðitim dönemi baþlarken, , “Tanrý yardýmcýlarý olsun!” dileðinde bulunmanýn bir yararý olur mu dersiniz?



ARÞÝV YAZILAR