Petrol 80 dolar olur mu? (*)
Olasý bir Irak savaþýnýn dünyayý nasýl bir kaosa sürükleyebileceði, küresel anlamda petrol fiyatlarýnýn nereye ulaþabileceði konusunda pek çok tahmin yapýlmaya, projeksiyon çizilmeye çalýþýlýyor…
Aslýnda petrolün öyküsü ve silah olarak kullanýlmasý sadece bugünlerin aktüel konusu deðil.
Henüz yüzyýllýk geçmiþi olan petrolün stratejik silah olarak kullanýlmasý 1973 yýlýnda baþlýyor.
25 yýllýk nefes kesen bir öykü...
Binlerce yýldýr bilinen petrol yüzyýlýn baþýnda seri üretimine baþlanan araba motorlarýnda yakýt olarak kullanýlmaya baþlanýnca kýymete bindi.
Ýngilizler Osmanlý'dan devraldýklarý Arap ülkelerindeki petrolü uzun yýllar ya yer altýnda býraktý, ya da sudan ucuza aldýlar.
1970 Ocak ayýnda körfez petrolü 1.80 ve kaliteli Libya ürünü için 2.17 dolardý.
1920'den 1973'e kadar Arap ülkeleri üzerinde oturduklarý petrolün nasýl bir potansiyel güç barýndýrdýðýnýn farkýnda deðillerdi…
1951 yýlýnda (sonradan Ýngiliz istihbaratýnýn desteðiyle devrilecek) Baþbakan Musaddýk Ýran (Ýngiliz AIOC þirketini) ve 1972’de Saddam giriþimiyle Irak (uluslararasý IPC konsorsiyumunu) petrolü millileþtirdi ve devlet kontrolüne aldý.
Günümüzde dünyanýn en büyük petrol rezervlerine sahip ülkelerinden biri olan Birleþik Arap Emirlikleri 1971'de baðýmsýzlýðýna kavuþurken, Kuveyt ise 1961 yýlýnda Ýngiliz himayesinden çýktý.
Osmanlý yönetiminden Ýngiliz ve Batý etkisine geçen Ortadoðu petrol üreticilerinin petrolü bir siyasi koz ve 'enerji silahý' olarak kullanabileceklerini küresel ölçekte göstermeleri için 1973 Petrol Krizi'nin yaþanmasý gerekiyordu.
1973 Ocak ayýna girilirken petrolün varili 2.5 dolardý.
Ortadoðu'da 1967 savaþýndan beri devam eden Arap-Ýsrail gerginliði 6 Ekim 1973'te yeniden sýcak savaþa dönüþtü.
Irak ve Ýran'ýn millileþtirdiði emperyal petrol þirketlerinin eli baðlanýnca, OPEC' in önderliðinde Ortadoðu petrol ülkeleri üretimi durdurma yerine, vanalarý kýsma ve fiyatlarý yükseltme yolunu seçtiler.
Üretimi durdurmalarý halinde baþka gelirleri olmayan BAE, Kuveyt, Suudi Arabistan gibi ülkeler onlarý ayakta tutan tek gelir kapýsýnýn kapanmasýndan korktular.
Üretimi durdurmadan fiyatlarý her gün biraz daha yükseltip, keyifle kazançlarýný hesaplýyorlardý.
1973 baþýnda 2,5 dolar olan petrol 1973 Ekim ayýnda 5,5, Ocak 1974'te 12 dolara çýktý.
Bu bir yýl içinde yüzde 400'den fazla artýþ demekti.
Fiyat artýþlarý enerji gereksinimleri tamamen Ortadoðu petrolüne dayalý, rezerv yoksulu Japonya ve Avrupalýlarýn süngülerini anýnda düþürdü.
AET topluluðu Ýsrail yerine Araplarý destekler tavýrlar sergiliyordu. O güne kadar Ýsrail'in insanlýk dýþý davranýþlarýna göz yuman Avrupalýlarýn deyim yerindeyse ‘kafasýna taþ’ düþmüþtü. Ýsrail'in 1967'de iþgal ettiði topraklarý iade etmesini istediler.
Düne kadar ezilmelerine katký yaptýklarý maðdurlarýn himayesini üstlendiler.
Japonya tam bir panik yaþýyor, Ýsrail'e ticari ambargo ilan edecek noktaya geliyordu.
Petrol krizinde en aðýr darbeyi ise sudan ucuz petrol konseptine uygun adeta yakýt içen otomobil üreticisi ABD’ li devler yedi..
Baþta Araplara silah satmayan Ýsrail’ in kuruluþundaki fikir babasý ve en büyük destekçisi Ýngiltere 1973 Kasýmýnda ambargo kozunu Araplardan yana Ýsrail'e karþý kullanmaya baþladý.
Sanayi ülkelerini korkutan petrol fiyatlarýnýn artýþý deðildi. Günün birinde fiyatý ne olursa olsun bulamayacaklarý petrol düþüncesi kanlarýný donduruyordu.
Oysa Arap ülkelerinin petrol yerine satacak baþka ürünleri olmadýðý için fiyat yükseltip ellerini ovuþturarak vanalarý gevþetmeyi tercih ettiler.
Ýlk þoku atlatan geliþmiþ ülkeler çözüm yolunu bulmakta gecikmediler. Ürettikleri mallarýn enerji girdileri arttýðýna göre onlar da sanayi ürünü fiyatlarýný yükselteceklerdi.
Araplar uzun süre el ovuþturduklarý kazançlarýyla aldýklarý ne varsa, fiyatýnýn petrol fiyatlarýndan on kat fazla arttýðýnýn farkýna varmadýlar.
1974 yýlýnda dünyada ilginç bir tablo çýktý. Araplar petrolden çok para kazanýyorlardý ama aldýklarý her ürünün fiyatý bunun birkaç kat üstüne çýkmýþtý.
Bu dönemde artýk petrol zengini þýmarýklar statüsüne yükselen körfez ülkeleriyle, sanayi ürünü satan Avrupa ve Japonlar þoku atlatýp, fazla þeyin deðiþmediðini gördüler.
ABD ise yýlda milyarlarca dolar tutarýnda petrol aldýðý Suudi Arabistan’a savaþ uçaklarý ve benzer mühimmat satarak hesaplarý sýfýrlama yoluna gitti…
Aslýnda taraflar birbirini kandýrýyordu.
Araplar petrolü pahalý satýyor ama kazançlarý ile altýn klozetleri pahalýya alýyor, dolarlarýný saklayacak kasalar için eskiden daha fazla petrolü vermek zorunda kalýyorlardý.
Deðiþ tokuþu ‘petro dolar’ olarak formüle etmiþti en büyük oyun kurucu ABD…
Ve altýna baðlý dolar artýk altýnýn yerini petrol almýþtý…
Bu dönemde olan Türkiye gibi geliþmekte olan ülkelere oldu.
Petrole Batýlýlar gibi fahiþ fiyatlar ödeyen ama sanayi ürünlerini, ham ve yardýmcý maddeleri çok pahalý almak zorunda kalanlar ‘kýrk katýr, kýrýk satýr’ ikilemiyle karþý karþýya kaldýlar…
Onlar uzun yýllar 60 sente muhtaç krizler içinde bocalayan ülkeler kategorisinde en aðýr faturayý ödemek zorundaydýlar, o zorunlu kýskaç halen sürüyor…
(*) Abdullah Ayan, Yeni Gazete 14 Aralýk 2002





