Nedim Ýnce | ÜÇ HEKÝM KENDÝ CANINA KIYDI  | MERSİN MOZAİK
Nedim Ýnce

Nedim Ýnce

ÜÇ HEKÝM KENDÝ CANINA KIYDI 


Ýnsan aklý bilimsel düþünceyle hemhal olduðundan bu yana birçok þeyi anlamaya, anlamlandýrmaya çalýþtýðý gibi insanýn kendi canýna neden kýydýðýný da anlamaya, anlamlandýrmaya ve bir adým daha atarak önlemeye çalýþmaktadýr. 

Ýnsan, kendi yaþamýndan vaz geçip, kendi canýna kýydýðýnda bu tamamen bireysel, kiþisel bir þey gibi düþünülebilir ki eylemin kendisi, sadece eyleme odaklandýðýmýzda bunu haklý çýkarmaktadýr. 

Ýnsan aklý düþünmeye baþlamaya görsün, nerede duracaðýný bilemez ve bu eylemi yapan insanýn sosyal bir varlýk olduðunu tespit eder. Kararlarýnýn önemli bir referansý olan kiþiliðinin oluþmasýnda, kendi genetik alt yapýsý üzerine, ailenin, toplumun, yaþam koþullarýnýn önemli bir katkýsý olduðu gerçeðini gözler önüne serer. Burada da durmaz, insanýn kendi ve toplumla biteviye sürdürdüðü dinamik iliþkiyi de merak eder ve bu iliþkinin kararlarýný nasýl etkilediðini de… 

Böyle olunca insanýn canýna kýymasý bireysel bir eylem olsa da bu kararý almasýnda toplumun, içinde bulunduðu yaþam koþullarýnýn önemli bir rolü olduðu ortaya çýkar. 

Ve de ayný gün biri pratisyen, biri asistan biri de uzman olan üç genç hekimin canlarýna kýymasý; ortaklaþtýklarý yaþam koþullarýnýn en önemli bileþeni olan mesleki yaþamlarýnda sorun ya da sorunlar olup olmadýðýný düþündürür. 

“Doktorlarý dövebilmeyle” övünebilen ve her geçen gün artan doz ve sayýda hekimlere þiddet uygulayan bir toplumda, hekimler kendini güvensiz hissediyor olabilir mi? 

Her gün artan iþ yükü altýnda belki de bazýlarý tükeniyordur… 

Performans sisteminin getirdiði birbirleriyle rekabet ortamýnýn birbirlerine sevgiyi, saygýyý azaltmasý þaþýrtýcý olur mu? 

Böyle bir ortamda insaný insan yapan en önemli erdemlerden biri olan, toplumsal ya da kiþisel birçok zorluðu birlikte aþmaya imkan tanýyan dayanýþma, kendine ne kadar yer bulur? 

Týbbi iþlemin doðasýndan kaynaklanan istenmeyen olumsuz sonuçlar (týbbi komplikasyonlar) alanýnýn, hekimlerin týbbi iþlemleri hakkýnda tazminat dava sayýlarýnýn artmasýyla, týbbi hata (malpraktis) lehine daralmasý, hekimlerin zaten stresli olan iþlerini daha da stresli hale getiriyor olabilir mi? 

Aldýklarý ücretlerin yetersizliði ve birçok kalemden oluþmasý nedeniyle belirsizliði, gelecekten umudu kesmeye yol açar mý? 

Gelecek korkusu yaþatýr mý hekimlere? 

Bunca eðitimden ve meslek hayatý boyunca sürdürmek zorunda olduðu eðitimden sonra, mesleðini yaparken, yaþadýklarýna, gelir durumuna ve de toplumdaki yerine bakýnca… 

Kendini deðersiz hissediyor olabilirler mi? 

Böyle gelmiþ böyle gidere takýlýp mesleðini umarsýz bir þekilde sürdürmeye çalýþtýðýnda yaptýðý iþin özelliði vicdanýný rahat býrakýr mý? 

Türkiye'de ÖSYM YKS Kýlavuzuna göre 118 olan týp fakültelerinde, bu kantitede, gerek hekim, gerekse uzman hekim yetiþtirme kalitesi ne kadar istenen düzeyde olabilir? 

Mesleðinde, bir insanla ve vicdanýyla baþ baþa kalmýþ bir hekimi, yorar mý, gerer mi, yeterli yetiþtirilmediðini, yetersiz olduðunu için için hissetmesi? 

Ýnsanýn canýna kýymasý belki doðasýna aykýrýdýr ama biliyoruz ki zorlu yaþam koþullarýna hele de umudu azaltýyor, dayanýþma imkanýný kýsýtlýyor, kendini yapayalnýz ve deðersiz hissetmesinin yollarýný açýyorsa, her kes ayný direnci gösteremiyor.  

Ayný gün üç hekimin canlarýna kýymasý bu daha uzayýp gidebilecek sorularý aklýma getirdi… 

Onlarý geri getirmek mümkün deðil… 

Ya hekimlerin yetiþtirilme ve çalýþma koþullarýný daha iyi hale getirmek… 

Hekimler için ve tabii ki hastalar ve de toplum için… 

Mümkün müdür? 



ARÞÝV YAZILAR